MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Bakan Çiftçi’nin Acı Günü: O İsmi Kaybetti

Vefa Sadece Bir Semt İsmi Değilmiş

Modern dünyanın hırs dolu basamaklarını tırmanırken çoğumuz bizi biz yapan o görünmez elleri unuturuz. Ancak devletin en üst kademelerinden gelen bir haber, bize başarının tesadüf olmadığını, aksine sabırla işlenen bir nakış olduğunu hatırlattı. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Konya’nın Çumra ilçesinde hayatına dokunan, ona sadece okumayı değil, insan olmayı öğreten ilkokul öğretmeni Ayşe Akça’yı kaybetti. Bu kayıp sadece bir taziye mesajından ibaret değil; bir devrin, bir ahlakın ve unutulmaya yüz tutmuş öğretmen-öğrenci hukukunun sessiz bir feryadıdır.

Sınıfın Tozundan Bakanlık Makamına

Ayşe Akça, Konya Çumra’daki Okçu Şehit Mehmet Kefeli İlkokulu’nun mütevazı sınıflarında sadece müfredatı anlatmakla kalmadı. Bakan Çiftçi’nin ifadeleriyle, o sınıflarda edep, sabır ve güzel ahlak harmanlandı. Bugün büyük makamlarda oturanların, geçmişin o tozlu kara tahtaları önünde nasıl bir terbiye aldığını görmek, aslında toplumun neden ‘o eski öğretmenleri’ aradığının da kanıtı niteliğinde. Bakan Çiftçi, yaklaşık bir ay önce yoğun bakımda ziyaret ettiği öğretmeninin elini öperken, aslında temsil ettiği makamı değil, vefasını oraya götürmüştü.

Bir Öğretmenden Kalan Miras: Sadaka-i Cariye

Peki, bir öğretmen öldüğünde arkasında ne bırakır? Tapu kayıtları mı, banka hesapları mı? Ayşe Akça’nın mirası, bugün Türkiye’nin yönetiminde söz sahibi olan bir bakanın karakterinde yaşıyor. İslam geleneğinde ‘sadaka-i cariye’ olarak adlandırılan, öldükten sonra da sevabı devam eden işlerin en başında hayırlı bir talebe yetiştirmek gelir. Bakan Çiftçi’nin mesajındaki ‘yetiştirdiği her öğrencide mirasının yaşayacağı’ vurgusu, aslında her öğretmenin bir toplumun mimarı olduğunun altını çiziyor. Bir öğretmenin başarısı, öğrencisinin ulaştığı makamdan ziyade, o makamda gösterdiği duruşla ölçülür.

Çumra’da Bir Devir Kapandı

Ayşe Akça’nın vefatı, Konya’nın eğitim camiasında derin bir boşluk yarattı. Uzun yıllar boyunca emek verdiği Çumra, sadece bir eğitimcisini değil, bir annesini, bir yol göstericisini kaybetti. Hastanede yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Akça, geride binlerce hatıra ve Bakan düzeyinde bir vefa örneği bıraktı. Bakan Çiftçi’nin ‘mekanı cennet, makamı ali olsun’ duasıyla uğurladığı öğretmeni için hissettiği bu derin üzüntü, aslında bize şu soruyu sormalı: Bizler bizi yetiştirenlerin hakkını ne kadar ödeyebildik?

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir