Karaman’ın Seyithasan köyünde, mezarlık mevkii bir ormanlık alana dönüştü. Çekud, Orman Genel Müdürlüğü’nün desteğiyle ve Lale Okulu öğrencilerinin pırıl pırıl elleriyle toprağa fidanları emanet etti. Bu, sadece bir ağaç dikme töreni miydi? Asla! Benim gözümde, bu tam da vatandaşın cebini, geleceğini düşünen somut bir adımdır. Çünkü gözümüzle görmediğimiz, fatura olarak önümüze gelene kadar fark etmediğimiz ekonomik bir yük var üzerimizde. İşte bu tür adımlar, o yükü hafifletmenin en ucuz ve en etkili yoludur.
Görünmeyen Fatura: Neden Her Fidan Değerli?
Memleketin her karış toprağında kuruyan nehirleri, tarım arazilerini tehdit eden çölleşmeyi, baharda ansızın vuran sel felaketlerini konuşup duruyoruz. Bunlar sadece ‘doğa olayı’ mı sanıyorsunuz? Hayır efendim, her biri milyonlarca liralık bir ekonomik faturayla geri dönüyor bize. Hava kirliliği yüzünden artan sağlık harcamaları, erozyonla beraber verimsizleşen toprakların gıda enflasyonuna etkisi, kuraklık yüzünden sulama için harcanan elektrik faturaları… Liste uzayıp gidiyor. Her birimiz, bu faturanın bir kısmını dolaylı yoldan ödüyoruz. İşte tam da bu yüzden, Seyithasan’da toprağa düşen her fidan, sadece doğaya değil, ekonomimize de can suyu veriyor. Bu, geleceğin krizlerini bugünden bertaraf etmeye yönelik akıllıca bir hamledir.
Sadece Ağaç Değil, Geleceğe Yatırım
Çekud Karaman temsilcisi Metay Demir’in dediği gibi, bize emanet edilen bu doğayı gelecek nesillere layıkıyla bırakmak şart. Ama gelin görün ki bu sadece bir ‘duyarlılık’ meselesi değil, düpedüz bir ‘ekonomik zorunluluk’tur. Seyithasan Köyü’nde, Orman İşletme Müdürümüz Ramazan Sert ve ekibinin destekleriyle, Tarlaören Köyü Muhtarı Ömer Kıvrak’ın katkılarıyla, Lale Okulu Müdürü Emre Yıldız, öğretmenleri ve öğrencileri bu hayati görevi üstlendi. Düşünsenize, küçücük eller, koskocaman bir gelecek inşa ediyor. Onlar sadece fidan dikmiyor, aynı zamanda toprak tutuyor, havayı temizliyor, su döngüsüne katkı sağlıyor, erozyonu önlüyor. Bu zincirin her halkası, dolaylı yoldan bizim yaşam kalitemizi ve ekonomik refahımızı etkiliyor. Bu, laf olsun diye yapılan bir etkinlik değil, memleketin geleceği için atılan sağlam bir adımdır.
Peki Bu Fidanlar Sizin Cüzdanınızı Nasıl Koruyacak?
Şimdi gelelim asıl meseleye: Bu fidanların sizin cebinize dokunuşu nasıl olacak? Birincisi, bu ormanlık alanlar, bölgedeki hava kalitesini artırarak solunum yolu hastalıklarını azaltır. Bu da ne demek? Daha az doktora gitme, daha az ilaç harcaması, daha az iş gücü kaybı! İkincisi, ağaçlar toprağı tutarak sel ve taşkın riskini düşürür. Evinizi, arabanızı, tarlanızı selden korumanın maliyetini düşünün, işte o risk azalıyor. Üçüncüsü, iklim dengesine katkı sağlayarak bölgedeki tarımsal verimliliği artırma potansiyeli taşır. Daha istikrarlı tarım, daha bol ve ucuz gıda demektir. Dördüncüsü, yazın daha serin, kışın daha ılıman bir mikro iklim yaratır. Bu da enerji faturalarınızda tasarruf demek! Bu fidanlar, basit birer ağaç değil, geleceğe yapılan birer sigorta poliçesi gibidir. Bugün atılan bu küçük adım, yarın çok daha büyük faturalar ödememizin önüne geçecektir. Bu yüzden, bu tür girişimleri sadece ‘doğa dostu’ olarak değil, ‘cüzdan dostu’ olarak da görmek boynumuzun borcudur.






