Karaman’da, manevi rehberliğin kalbi sayılan cami avlularında yankılanan ses, bu kez mukabele sedalarıyla değil, madde bağımlılığının acı gerçekleriyle harmanlandı. İl Müftülüğü Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörlüğü’nün “En İyi Narkotik Polis: Anne” projesi kapsamındaki son durağı, İmam Rabbânî, Dikparmak ve Emekseven Camii oldu. Mukabele için toplanan hanımlar, bu kez uhrevi metinlerin ötesinde, dünyevi bir felaketle nasıl mücadele edeceklerine dair bir seminerde buluştu. Mevzu derin, muhataplar hassas: evlatlarının geleceği için endişelenen anneler.
Annelerin Omuzlarındaki “Narkotik Polisi” Yükü
“En İyi Narkotik Polis: Anne” projesinin adı, aslında toplumumuzun annelik figürüne yüklediği o kutsal ve bir o kadar da ağır misyonun veciz bir özeti. Çocuğunun ilk öğretmeni, ilk doktoru, ilk psikoloğu olan anne, şimdilerde adeta bir dedektif, bir istihbaratçı titizliğiyle evladını sokakların zehirli ellerinden koruma görevine çağrılıyor. Karaman’daki bu seminer de tam da bu beklenti üzerine inşa edilmişti. Jandarma Komutanlığı Narkotik Suçlarla Mücadele biriminden Astsubay Levent Çil, annelere uyuşturucu maddelerin genç beyinler üzerindeki yıkıcı etkilerini, bağımlılığın sinsi belirtilerini ve korunma yollarını anlattı. İşin trajikomik tarafı, annelere sadece teşhis ve korunma yolları değil, şüpheli durumlarda hangi kurumlara başvurulabileceği de öğretildi. Sanki bu karmaşık sosyal sorunun çözümü, tek başına annelerin sezgilerine ve uyanıklığına havale edilmiş gibi. Oysa bağımlılık, sadece hane içinde çözülebilecek bir “aile meselesi” olmaktan çok öte, devasa bir toplumsal yaradır.
Madde Bağımlılığının Gölgesindeki Aileler ve Toplum
Madde bağımlılığı, sadece kullanan bireyi değil, o bireyin çevresindeki herkesi, özellikle de ailesini derin bir girdaba sürükler. Ekonomik yıkımdan psikolojik travmalara, sosyal dışlanmadan hukuki sorunlara kadar uzanan geniş bir yelpazede tahribat yaratır. Bir ailenin kazancının, bağımlılığın kör kuyusuna akıp gitmesi, evdeki huzurun yerini korku ve çaresizliğe bırakması maalesef sıkça rastlanan manzaralardır. Çocukların eğitimden kopması, gençlerin potansiyellerini yitirmesi ve suç oranlarının artması gibi sonuçlar, bağımlılığın toplumsal maliyetini gözler önüne serer. Geçmişten bugüne pek çok toplum, bu yıkıcı döngüyle mücadele etmek zorunda kalmıştır. Gelişen dünya, uyuşturucu trafiğinin küresel ağlarını daha karmaşık hale getirirken, yerel çabalar da bu büyük resmin küçük ama hayati parçalarını oluşturur. Karaman Müftülüğü’nün bu adımı, meselenin ciddiyetini cami cemaati nezdinde görünür kılma çabası olarak takdire şayan.
Karaman’da Bilinçlenme Adımları ve Geleceğe Yönelik Beklentiler
Seminerde verilen bilgiler, annelerin bu zorlu süreçte kendilerini yalnız hissetmemeleri ve doğru adımları atabilmeleri adına bir başlangıç noktası sunmaktadır. Bağımlılığın belirtilerini erken fark etmek, gençleri risk faktörlerinden uzak tutmak ve gerektiğinde profesyonel destek arayışına girmek, kuşkusuz hayati önem taşır. Ancak bu tür bilinçlendirme faaliyetlerinin tek başına yeterli olmadığını da görmek gerekir. Bağımlılıkla mücadele, yalnızca “anne” titizliğine bırakılamayacak kadar girift, sistemli ve çok yönlü bir çaba gerektirir. Okullarda rehberlik hizmetlerinin güçlendirilmesi, gençlere yönelik spor ve sanat gibi alternatif alanların artırılması, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması ve en önemlisi, arz ile mücadelenin ulusal ve uluslararası düzeyde kararlılıkla sürdürülmesi elzemdir. Karaman İl Müftülüğü Bağımlılıkla Mücadele Koordinatörü Sefa Günay’ın da yakından takip ettiği bu program, bir kıvılcım çakmış olabilir. Lakin o kıvılcımın yangına dönüşmeden bir ışığa evrilmesi, tüm toplumun ortak sorumluluğudur. Seminer sonunda katılımcı kadınların “faydalı” bulduğu bu bilgilerin, sadece kulaklarda yankılanmakla kalmayıp, somut adımlara dönüşmesini ummak, sanırız en gerçekçi beklentidir.






