Kağıt Üstünde Genç Ama İçeride Yaşlanan Bir Türkiye
TÜİK verileri masaya indi ve tablo aslında hiç de pembe değil. Yıllardır övündüğümüz ‘genç nüfus’ avantajımız, tıpkı eski model bir otomobilin değer kaybetmesi gibi hızla eriyor. 1950’li yıllarda nüfusun beşte birinden fazlası gençken, bugün bu oran %14,8’e kadar gerilemiş durumda. Yani demografik fırsat penceresi artık gıcırdayarak kapanıyor. Eğer bugün elimizdeki 12,7 milyon gencin potansiyelini ekonomiye katamazsak, 2060 yılında %10’lara düşmüş bir genç nüfusla emekli maaşlarını nasıl ödeyeceğimizi kara kara düşünmek zorunda kalacağız.
Her Dört Gençten Biri Ne Okulda Ne İşte
Asıl can yakan nokta ise ekonomi şeflerinin uykusunu kaçırması gereken o meşhur ‘NEET’ oranı. Yani ne eğitimde ne de istihdamda olan gençler… Rakamlara göre gençlerin %23,3’ü adeta arafta yaşıyor. Bu, her dört gencimizden birinin ne meslek öğrendiği ne de üretim çarkına dahil olduğu anlamına geliyor. Kadınlarda bu tablo daha da vahim; genç kadınların %30,9’u ev genci olarak hayatına devam ediyor. Bu sadece bir istatistik değil, ülkenin en verimli olması gereken beyin gücünün paslanmaya bırakılmasıdır. İşsizlik rakamı kağıt üzerinde %15,3’e düşmüş görünse de umudunu kesip iş aramayanların bu hesaba dahil edilmediği gerçeği, sokağın enflasyonu gibi karşımızda duruyor.
Eğitim Şart Ama İşe Yarıyor Mu?
Yükseköğretimde okullaşma oranı %46,3’e fırlamış durumda. Herkes üniversiteli, herkes diplomalı ama iş piyasasına çıktıklarında karşılaştıkları manzara ‘hizmet sektörü’ oluyor. Genç istihdamının %57,9’u hizmet sektöründe kümelenmiş. Yani dirsek çürütüp mühendis, iktisatçı olan gençlerimizin çoğu garsonluk ya da kuryelik yaparak geçinmeye çalışıyor. Sanayiye yönelen gençlerin oranı sadece %30,5’te kalırken, teknoloji üreten bir toplum olma hayalimiz bu rakamlarla epey bir sekteye uğruyor. Göç verileri de durumu özetliyor; 448 binden fazla genç sadece eğitim için yer değiştirmiş ama iş bulmak için yola çıkanların sayısı çok daha düşük. Bu, eğitimin hala bir çıkış yolu olarak görüldüğünü ancak sonunun belirsiz olduğunu gösteriyor.
Mutluluk Sadece Sağlıktan mı İbaret?
Gençlerin %54,4’ü ‘mutluyum’ diyor. Peki, mutluluğun kaynağı ne? Listenin başında sağlık geliyor. Neden mi? Çünkü başarı ve para artık birer lüks haline gelmiş durumda. Genç erkeklerin %24,2’si mutluluk kaynağı olarak parayı görürken, kadınlarda bu oran sevgi ve başarıya kayıyor. Ancak kazanç memnuniyetine baktığımızda gençlerin sadece yarısı (%52) cebine girenden memnun. Gelecek projeksiyonları 2100 yılında genç nüfusun %7’lere kadar düşebileceğini söylüyor. Yani bugün bu gençleri üretime katamazsak, yapay zeka kullanan (%39,4) bu nesli sadece tüketici olarak bırakırsak, faturayı hepimiz çok ağır ödeyeceğiz.






