Yazıcıoğlu’nun Düştüğü Saatlerdeki F-4 Uçuşları Soruldu
Yargı makamlarından edinilen bilgilere göre, emekli albay A.A.’ya, 25 Mart 2009 tarihinde gerçekleşen ve Yazıcıoğlu ile yanındakilerin hayatını kaybettiği helikopter kazasının yaşandığı saat diliminde Malatya Erhaç Havalimanı’ndan havalanan F-4 savaş uçaklarına dair sorular yöneltildi.
Soruşturmayı yürüten yetkililer, kaza gününe ait uçuş belgelerini ortaya koyarak, “D721” çağrı kodlu ve “HH721” iz numarasına sahip, 14.26 ile 15.41 saatleri arasında icra edilen uçuşta A.A. ile A.T.’nin; “D720” çağrı kodlu ve “HH720” iz numaralı, 10.30 ile 12.12 saatleri arasındaki uçuşta ise yine A.A. ile N.B.’nin görev aldığına yönelik resmi kayıtları şüpheliye sorarak açıklama istedi.
Askeri Kayıtlar ve Savunma Detayları
F-16 savaş uçağı pilotlarıyla birlikte Kahramanmaraş semalarında herhangi bir uçuş gerçekleştirmediğini iddia eden A.A., helikopter kazasının meydana geldiği esnada Sivas bölgesinde önleme uçuşu görevi yürüttüğünü savundu. Şüpheli, Genelkurmay Başkanlığı tarafından adli makamlara iletilen uçuş verilerinin gerçeği yansıtmadığını öne sürdü.
Kendisine F-16 pilotları S.K. ve T.K. ile beraber Kahramanmaraş hava sahasında “TAKSAN” olarak adlandırılan uçuşu gerçekleştirip gerçekleştirmediği sorulan emekli asker, yürüttüğü faaliyetin bir geri hizmet uçuşu olduğunu belirterek, söz konusu TAKSAN uçuşunda yer almadığını dile getirdi.
Radardan Kaybolma Sebebi Soruşturuldu
Soruşturma kapsamında F-4 savaş uçağının uçuş esnasında belirli sürelerle radarda takip edilememesi konusuna da değinen A.A., bahse konu uçuş kaydında uçağın yaklaşık 4 dakika boyunca radardan çıkmasının sebebinin, sistemlerin tespit sınırı altındaki oldukça düşük bir irtifada seyretmesi olduğunu açıkladı. Bölgesel coğrafi koşulların radar takibini doğrudan etkilediğini savunan emekli subay, engebeli ve dağlık arazilerde radar cihazlarının hava araçlarını görüntüleyemeyebileceğini aktardı.
FETÖ İrtibatı İddialarına Yanıt
Soruşturma birimleri, FETÖ’nün sözde Türk Silahlı Kuvvetleri imamı olduğu belirtilen firari A.Ö.’nün kullanımındaki GSM hattı ile 21 Şubat 2012 ile 10 Şubat 2014 tarihleri arasında toplamda 152 defa iletişim kurduğu belirlenen ve son haneleri “…05 50” ile biten operasyonel telefon hattının mülkiyetini sordu. İddia edilen hattın kendisine ait olmadığını öne süren A.A., bu numaranın kimin tarafından kullanıldığını ya da aktif olup olmadığını anımsamadığını ifade etti.
Firari isimler A.Ö. ve K.B.’yi tanıyıp tanımadı yönündeki soruya yanıt veren A.A., K.B.’nin adını daha evvel sanık olarak yer aldığı davanın dökümanlarındaki iddialardan ve darbe girişimi sonrası medyaya yansıyan haberlerden duyduğunu beyan etti. Bahsi geçen isimlerle herhangi bir bağının bulunmadığını savunan emekli asker, iletişim iddialarının kendi şahsi telefonu ile eşine ait telefon hattının aynı coğrafi konumdaki baz istasyonundan sinyal göndermesinden kaynaklandığını iddia etti.
Soruşturmanın diğer şüphelisi olan eşi Ş.A.’ya ise, firari A.Ö.’nün Sakarya’daki ikametgahında yapılan aramalarda bulunan ve örgüt liderinin imzasını taşıyan bir kitap üzerinde tespit edilen parmak izi soruldu. Şüpheli Ş.A., söz konusu şahsın mesleğini ya da ne işle meşgul olduğunu bilmediğini ve kendisiyle hiçbir ilişkisinin bulunmadığını öne sürdü.
Aramalarda evlerinde ele geçirilen çeşitli el yazısı notlar, kişi adları, telefon numaraları ve banka hesap (IBAN) detayları hakkında da sorgulanan A.A., bu evrakların kendisiyle ilgisi olmadığını, yazılı isimleri ve irtibat numaralarını tanımadığını iddia etti. Dosyadaki “2004 yılı Hava Harp Akademisi giriş sınavını kazanan subaylar” ibareli listenin ise eşi Ş.A.’ya ait olduğunu savundu.
Kaynak: Hürriyet






