MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

Yargının Kalbindeki Yara: 11 Yıl Sonra Hangi Gerçekleri Hatırlatıyor?

Adalet Sarayı’nın Gölgesindeki Hain Saldırı ve Mirası

Bundan tam 11 yıl önce, 31 Mart 2015 günü, İstanbul Adliyesi’nin koridorları sadece bir mekân olmaktan çıktı, adaletin sarsılmaz duruşunun sembolü haline geldi. Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz, görevinin başında, hakikatin peşinde koşarken menfur bir terör saldırısının hedefi oldu. O gün sıkılan kurşunlar, yalnızca bir meslektaşımızın hayatına değil, aynı zamanda Türk yargısının kalbine saplanmak istendi. Bu olayın üzerinden geçen 11 yıla rağmen, adalet teşkilatının her bir mensubu için bu acı hatıra, bir yara olduğu kadar, aynı zamanda kutsal bir görevin de ilanı olmaya devam ediyor.

Adalet Bakanı Gürlek’in de dün Adliye’deki anma töreninde vurguladığı gibi, bu buluşmalar basit bir anma ritüelinin ötesinde anlam taşıyor. Bizler, adaletin onurunu, hukukun vakarını ve devletin sarsılmaz iradesini bir kez daha iliklerimize kadar hissetmek için bir araya geliyoruz. Çünkü o günkü saldırı, sadece bir bireye değil, milletimizin vicdanına ve demokratik hukuk devletimizin en temel direklerinden olan yargımıza yönelikti. Hain terör örgütü, adaletin tecelli etmesini engellemek, kamu düzenini bozmak ve topluma korku salmak amacıyla bu alçakça eylemi gerçekleştirdi.

Terörün Hedefindeki Yargı: Neden Vazgeçilmez Bir Kale?

Peki, bir terör saldırısı neden doğrudan yargıyı hedef alır? İşte bu, bizim ‘işte bu yüzden kaybediyoruz/kazanıyoruz’ denkleminin tam ortasında duran kritik bir veri. Terör örgütleri, bir ülkenin hukuk sistemini çökertmeyi başardığında, devleti işlemez hale getirebileceğini bilir. Yargı, toplumsal barışın, bireysel hak ve özgürlüklerin en güçlü güvencesidir. Savcı Kiraz’a sıkılan kurşunlar, aslında her bir vatandaşın güvenli, adil ve özgür bir ortamda yaşama hakkına yöneltilmişti. Eğer yargı korkar, geri adım atar veya tehditlere boyun eğerse, bu, sıradan bir vatandaşın en temel hakkından, en basit ihtilafına kadar her şeyin güvencesiz kalması demektir. İşte bu yüzden, adalet teşkilatının hiçbir zaman korkuya teslim olmaması, geri adım atmaması, hepimiz için bir ‘kazanç’ meselesidir.

Bakan Gürlek’in de dediği gibi, adalet, yalnızca bir görev değil, aynı zamanda kutsal bir emanettir. Şehit Kiraz, bu emaneti canı pahasına taşıdı. Hakikatten, hukuktan ve vicdandan bir an olsun ayrılmaması, bugün dahi adalet teşkilatının ortak vicdanında yaşayan bir duruş sergiledi. Bu duruş, sadece bir mesleki bağlılık değil, aynı zamanda teröre karşı topyekûn mücadelenin de bir parçasıdır. Unutulmamalıdır ki, terör örgütleri, insanlığa düşman, kan ve korku üzerinden varlık göstermeye çalışan vahşi yapılardır. Onların amacı, toplumsal düzeni bozmak, kutuplaşmayı derinleştirmek ve devlete olan inancı sarsmaktır.

Devletin Kararlılığı: Teröre Karşı Asla Geri Adım Yok

Tarih bize defalarca göstermiştir ki, terörle hiçbir hedefe ulaşılamamıştır, bundan sonra da ulaşılamayacaktır. Tasavvurlarını kanla inşa etmeye çalışanlar, her zaman hüsranla karşılaşmıştır. Bu, bir istatistikten öte, insanlık tarihinin değişmez bir kuralıdır. Devletin en zor zamanlarda dahi gösterdiği vakar ve kararlılık, bu topraklarda asırlardır adaletle hükmetmiş bir medeniyetin mirasçısı olmamızdan kaynaklanır. Bu miras, bizi terör karşısında asla geri adım atmamaya, hukuk içinde kalarak azim ve kararlılıkla mücadeleye devam etmeye çağırır.

Adalet Sarayı başta olmak üzere, yargı kurumlarını hedef alan hiçbir saldırı amacına ulaşamayacaktır. Devletin adalet eli, bu tehditler karşısında asla geri çekilmeyecektir. Çünkü bizler, bu milleti diz çöktürmek isteyen hiçbir yapı karşısında geri adım atmayan bir devlet geleneğine sahibiz. Kaynağı, türü ve hedefi ne olursa olsun, teröre karşı mücadelemiz, hukuk içinde ve hukukla kalarak, terör sona erene kadar devam edecektir. Bu kararlılık, her bir vatandaşımızın daha güvenli ve huzurlu bir geleceğe adım atabilmesi için hayati bir teminattır. Şehit Savcı Mehmet Selim Kiraz ve vatan uğruna can veren tüm şehitlerimiz, bu mücadelenin ölümsüz meşaleleri olarak kalacaktır.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir