22 Yıllık Fedakarlık ve Görünmez Engeller
Türkiye’de on binlerce insan, bir yakınının bakımını üstlenerek hayatlarının akışını değiştiriyor. Bu fedakarlığın en çarpıcı örneklerinden biri Erzurum’da yaşanıyor. Olcay Özonur, İzmir Emniyet Müdürlüğü’nde görevliyken 2004 yılında trafik kazası geçiren polis memuru oğlu Uğur Özonur’a 22 yıldır kesintisiz bakıyor. Kaza, Uğur Özonur’un yürüme ve konuşma yetisini kaybetmesine neden olmuş, hayatını tamamen annesinin ellerine bırakmıştı. Bu uzun süreli bakım süreci, sadece bir annelik görevi olmanın ötesinde, Türkiye’deki engelli birey ve bakıcılarına yönelik sosyal destek sistemlerindeki boşlukları da gözler önüne seriyor.
Finansal Çıkmaz ve Sosyal İzolasyonun Verileri
Olcay Özonur’un hikayesi, rakamlara döküldüğünde durumun vahameti daha net anlaşılıyor. Vazife malulü (görev malulü) olarak kabul edilen Uğur Özonur’un maaşı, İzmir’deki eşi ve çocuklarına ödenirken, fiili bakımı üstlenen annesi, geçimini vefat eden eşinden kalan 17.700 TL’lik emekli aylığıyla sağlamak zorunda kalıyor. Olcay Özonur, 22 yıldır süren bu yorucu süreçte kendi sağlığını da kaybetmiş; KOAH ve guatr rahatsızlıklarıyla mücadele ederken, oğlu Uğur’un insülin bağımlılığı ve temel ihtiyaçlarını karşılayamaması nedeniyle de büyük bir baskı altında yaşıyor. Evladıyla birlikte yaşadığı bu 22 yıllık sürede, “güneş yüzü görmediğini” belirterek sosyal izolasyonun derinliğini ifade ediyor.
Yılın Annesi Ödülünü Reddetmek Zorunda Kaldı
Bu fedakarlık, MHP Kadın Aile Çocuk ve Engelli Politikaları Başkanlığı tarafından da fark edildi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen törende Olcay Özonur, “Yılın Annesi” ödülüne layık görüldü. Ancak, oğlunu bir an bile yalnız bırakmak istemediği için bu anlamlı törene katılamaması, durumun trajik bir boyutunu ortaya koydu. Olcay Özonur, “Benim için en büyük ödül, oğlumun huzuru” diyerek, Uğur’un psikolojik durumuna ne kadar önem verdiğini gösterdi. Uğur Özonur’un bir deftere yazdığı “Ben hiçbir yere sığamıyorum” notu, annenin kalbinde derin yaralar açmış; oğlunun yanında ağlamamak için kendisini zor tuttuğunu dile getirmiştir.
Devletten Tek İstek: Balkonlu Bir Yuva
Olcay Özonur’un devlet yetkililerinden tek isteği ise oldukça temel ve insani bir ihtiyaca odaklanıyor. Palandöken ilçesindeki mevcut dairelerinde oğlunu dışarı çıkaracak fiziksel imkanların olmaması nedeniyle, hem kendisi hem de oğlu Uğur yıllardır dış dünyadan kopuk yaşıyor. Olcay Özonur, “Ne olur bana iki göz yuva. Başka bir şey istemiyorum. Çocuğumu huzurlu, mutlu balkonuna çıkartırım. En azından güneş görmesini sağlayabileyim” sözleriyle, oğlunun yaşam kalitesini artırmak için basit bir talebi olduğunu vurguluyor. Engelli bireylerin erişilebilir yaşam alanlarına sahip olmasının ne denli kritik olduğunu gösteren bu durum, toplumsal bir sorunun da altını çiziyor. Olcay Özonur’un isteği, görev malulü olan bir polisin annesinin karşılaştığı zorlukları aşmak için toplumsal farkındışı desteklere olan ihtiyacını ortaya koyuyor.






