İstanbul’u Sarsan Valiz Cinayeti ve Ardından Gelen Şüpheler
Küçükçekmece’de işlenen, ardından Eyüpsultan’da bir valiz içinde cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz cinayeti, Türkiye’yi sarsan adli vakalar zincirinin yeni halkasıydı. 13 Temmuz 2025’te yaşanan bu korkunç olayın ardından yürütülen titiz soruşturma, adaletin ilk adımlarını attı. Genç kızın hayatına kastedildiği iddia edilen Cemil Koç, ‘Tasarlayarak öldürmek’ suçundan tutuklanırken, ona yardım eden altı kişi de aynı suçlamayla demir parmaklıklar ardına gönderildi. Ancak bu tutuklamalar, bir değil, iki genç kadının esrarengiz ölümüyle sarsılan bir yaşamın perdesini araladı.
Karanlık Geçmişin Gölgesi: Ejegül Ovezova’nın Ölümü
Cemil Koç’un hikayesi, Ayşe Tokyaz cinayetiyle başlamadı. Soruşturma derinleştikçe, Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde 24 Temmuz 2023 tarihinde, bir sitenin sekizinci katından düşerek hayatını kaybeden Ejegül Ovezova’nın ölümünde de aynı ismin şüpheli olduğu ortaya çıktı. İki farklı şehirde, iki farklı tarihte ve iki farklı senaryoyla son bulan genç hayatlar… Bu tüyler ürpertici tesadüf, toplumun vicdanında derin bir yara açtı. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Ejegül Ovezova’nın ölümüyle ilgili Cemil Koç hakkında ‘Kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle iddianame hazırladı. Bu, yalnızca adli bir süreç değil, aynı zamanda toplumun kadına yönelik şiddete karşı verdiği mücadelenin de bir yansımasıydı.
Adaletin Kılcal Damarlarında Bir Yargılama
Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde Ejegül Ovezova davasının dördüncü duruşması geride kaldı. Mahkeme salonunda taraf avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü avukatı, Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden avukatlar ve gazeteciler hazır bulundu. Bu davanın her duruşması, sadece bir sanığın yargılandığı değil, aynı zamanda kadına yönelik şiddetin, toplumsal duyarsızlığın ve yargının bu çetrefilli konudaki kararlılığının da sınandığı bir platform haline geldi. Hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde, her detayın titizlikle incelenmesi, mağdur yakınlarının acısını dindirme ve toplumdaki adalet duygusunu yeniden tesis etme adına büyük bir anlam taşıyor.
Sanığın Savunmaları ve Çelişen İfadeler
Tutuklu bulunduğu cezaevinden SEGBİS ile duruşmaya katılan Cemil Koç, Ejegül Ovezova ile imam nikahlı yaşadıklarını, aralarında zaman zaman tartışmaların yaşandığını ifade etti. İki yıllık tanışıklıklarını ve bir yıldır süren birlikteliklerini anlattı. Hamilelik, düşük, tehdit mesajları, “Emine abla” adlı falcı, evde bulunan muskalar ve hayvanlar… Koç’un savunması, karmaşık detaylarla örülüydü. Tartışmalar sırasında Ejegül’ün burnundan kan geldiğini, kedinin kendisini tırnakladığını, olay günü onu evden göndermek istediği için sinirlendiğini iddia etti. Banyo dönüşünde Ejegül’ü evde bulamadığını ve muhtemelen kendisini aşağıya attığını savundu. Yorganın koridorda oluşunu veya nevresimin yatakta takılı olmamasını bilmediğini belirterek, hakkındaki tüm suçlamaları reddetti.
Tanıkların Gözünden Olay Günü
Duruşmada dinlenen tanıklar, olayın farklı pencerelerinden görünen çarpıcı detayları ortaya koydu. Sanığın yengesi Ş.K., Ejegül ile olay günü kısa süre görüştüğünü ve evde dolaşırken yatağın nevresimi üzerinde kan lekesi fark ettiğini söyledi. Bu ifade, sanığın “kan görmedim” ya da “burnundan gelmiş olabilir” savunmasıyla çelişen önemli bir nokta olarak kayıtlara geçti. Komşu Y.F. ise, o gün binada yoğun tartışma sesleri duyduğunu ve özellikle kadının sesinin çok yüksek olduğunu belirtti. Tam balkona çıktığı sırada Ejegül’ün kendi önüne düştüğünü ve düşmeden önce “yeter yeter” diye bağırdığını dile getirdi. Bu çığlık, olay anına dair tüyler ürpertici bir izlenim bıraktı. Tanıkların ifadeleri, olayın sis perdesini aralamak adına büyük önem taşıyor.
Toplumsal Yankılar ve Adalet Arayışı
Bu dava, sadece adliye koridorlarında yankılanan bir olay olmanın ötesinde, toplumun hafızasına kazınan acı bir tabloyu temsil ediyor. Türkiye’de her yıl yüzlerce kadının şiddete kurban gitmesi, bu tür davaları sadece hukuki bir süreç olmaktan çıkarıp, aynı zamanda toplumsal bir mücadele haline getiriyor. Kadınların yaşam haklarının güvence altına alınması, adaletin hızlı ve etkin tecellisi, benzer acıların bir daha yaşanmaması için hayati bir önem taşıyor. Kamuoyu, bu davanın sonucunu büyük bir dikkatle takip ediyor; zira verilecek her karar, gelecek adına bir umut ya da bir hayal kırıklığı olabilir. Toplumsal vicdanın sesi, adaletin tecelli etmesi için adliye koridorlarında yankılanmaya devam edecek.
Duruşma Ertelendi, Tutukluluk Hali Sürüyor
Mahkeme heyeti, tarafların dinlenmesinin ardından eksik evrakların tamamlanması ve yeni tanıkların ifadelerinin alınması amacıyla duruşmayı 14 Temmuz’a erteledi. Cemil Koç’un tutukluluk hali devam ediyor. Adalet arayışı, karanlık sırlar üzerindeki perdenin tamamen kalktığı güne kadar sürecek.






