Eyyübiye’de Yankılanan Keder: Bir Çocuk Daha Göz Göre Göre Yok Oldu
Şanlıurfa’nın Eyyübiye ilçesinde, 3 yaşındaki Ahmet Özlen’in su dolu bir çukura düşerek hayatını kaybetmesi, kentte derin bir yasa boğarken, vicdanlarda “Neden?” sorusunu bir kez daha tırmandırdı. Büyükotluca Mahallesi’nde evlerinin yakınında oyun oynayan minik Ahmet, aniden dengesini kaybedip girdiği o su dolu çukurda, masum oyunlarına veda etti. Çevredekilerin çığlıkları ve panik dolu ihbarı üzerine olay yerine sevk edilen sağlık, itfaiye, UMKE ve Jandarma Arama Kurtarma ekiplerinin tüm çabalarına rağmen, küçük beden cansız olarak çıkarıldı. Bu acı olay, sadece bir kaza mıdır, yoksa göz göre göre gelen bir ihmaller zincirinin son halkası mı?
Tehlikeler Caddesi: Açık Bırakılan Çukurlar ve Sorumluluk Muğlaklığı
Ahmet Özlen’in yaşamına mal olan bu su dolu çukur, aslında Türkiye’nin dört bir yanında, özellikle kentsel dönüşüm alanlarında, inşaat sahalarında veya altyapı çalışmalarının yapıldığı bölgelerde sıkça rastlanan, üzeri kapatılmamış, etrafı çevrilmemiş bir tehlike abidesi. Vatandaşın sıklıkla şikayetçi olduğu, ancak denetim eksikliği ve sorumlulukların birbirine atılmasıyla görmezden gelinen bu tür alanlar, maalesef minik bedenler için ölüm tuzaklarına dönüşüyor. Özellikle çocukların oyun alanları haline gelen boş arazilerde veya mahalle aralarında bu denli açıkta bırakılan derin ve su dolu çukurlar, adeta beklenen bir felaketin habercisi niteliğinde. Peki, bu çukur kimin sorumluluğundaydı? Arazi sahibi mi, ilgili belediye mi, yoksa varsa bir müteahhit mi bu güvenlik açığını gidermekle yükümlüydü? Bu sorular, soruşturmanın temelini oluşturmalı.
Bir Ailenin Yıkımı ve Yıllardır Tekrar Eden Acı Tablo
Ahmet Özlen’in cansız bedeni otopsi için Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırılırken, geride tarifsiz bir acı ve öfke bıraktı. Bu, ne yazık ki ülkemizde yaşanan ilk çocuk ölümü vakası değil. Yıllar içinde benzer şekilde, inşaat çukurlarına, sulama kanallarına veya terk edilmiş kuyulara düşerek hayatını kaybeden yüzlerce çocuğun hikayesi, hala hafızalardaki tazeliğini koruyor. Her yeni acı haberle birlikte yükselen feryatlar, maalesef somut adımlara dönüşmekte yetersiz kalıyor. Bu trajediler, sadece ailelerin değil, tüm toplumun kanayan yarası haline gelmiş durumda. Bu çocuklar neden korunamıyor? Alınacak basit güvenlik önlemleri, çevresi çevrilmiş basit bir bariyer ya da uyarı levhası, belki de bu acı sonu engelleyebilirdi.
Hukukun Gölgesinde İhmaller Zinciri ve Toplumsal Çağrı
Olayla ilgili başlatılan soruşturma, Ahmet Özlen’in ölümüne yol açan ihmaller zincirini aydınlatmakla yükümlü. Türk Ceza Kanunu’na göre, ihmal sonucu ölüme sebebiyet verme suçunun ağır cezaları bulunuyor. Ancak meselenin sadece hukuki boyutu değil, toplumsal vicdani boyutu da var. Belediyelerin, yerel yönetimlerin ve ilgili kurumların, özellikle çocukların ulaşabileceği alanlardaki potansiyel tehlikeleri düzenli olarak denetlemesi, riskli bölgeleri acilen güvenli hale getirmesi elzemdir. Bu tür kazaların önüne geçmek için daha sıkı denetim mekanizmaları, daha ağır yaptırımlar ve kamuoyunda farkındalık yaratacak kampanyalar şart. Artık hiçbir çocuğun, bir ihmal kurbanı olarak oyunlarına veda etmemesi için, bu son trajedinin bir dönüm noktası olması temennimizdir. Ahmet’in ölümü, herkes için bir uyarı çanına dönüşmeli; göz ardı edilen her çukurun, aslında bir yaşam boşluğu olduğu gerçeğiyle yüzleşmeliyiz.






