Türkiye, İstanbul Ümraniye’de yaşanan ve insanlık onurunu ayaklar altına alan korkunç cinayetin şokunu üzerinden atamazken, olayın perde arkasındaki dramatik detaylar gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Çöp konteynerinde cansız bedeni parçalanmış halde bulunan Özbekistan uyruklu Durdona Khokimova’nın ölümü, sadece bir asayiş vakası değil, aynı zamanda toplumsal bir yaranın ve şiddet sarmalının en acı tezahürlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Olayın ardından ilk kez konuşan merhumenin dini nikahlı eşi Erhan Dursun, kamuoyuna yansıyan iddialara ve katil zanlısının savunma stratejilerine karşı tokat gibi açıklamalarda bulundu.
Hukuki İndirim İçin ‘Aldatma’ Bahanesine Sert Tepki
Cinayet büro ekiplerinin titiz çalışmasıyla aydınlatılan vahşet sonrası, yargı sürecinde sıkça karşılaşılan ‘haksız tahrik’ indiriminden yararlanma çabaları bu vakada da kendini gösterdi. Erhan Dursun, katilin ‘ilişki’ ve ‘aldatma’ iddialarının tamamen cezai indirime yönelik kurgulanmış, haysiyet kırıcı yalanlar olduğunu vurguladı. Dursun, acılı bir ses tonuyla, ‘Bu vahşeti gerçekleştiren kişi, yaptığı caniliği hafifletmek adına asılsız beyanlarda bulunuyor. Eşimin beni aldatma ihtimali yoktur. Oraya yanına oğlumu alarak gitmesi, iddiaların ne kadar boş ve temelsiz olduğunun en büyük kanıtıdır. Kimse evladını alıp böyle bir eyleme girişmez’ diyerek adalet talebini yineledi. Uzman hukukçular, bu tür davalarda faillerin maktulün şerefini hedef alan beyanlarının, toplum vicdanında onarılmaz yaralar açtığına ve yargılama sürecinde bu stratejilere geçit verilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Toplumsal Şiddet Sarmalı ve Adalet Beklentisi
Ümraniye’de yaşanan bu dehşet, kadın cinayetlerinin ve göçmen kadınların maruz kaldığı savunmasızlığın ne denli kritik bir boyuta ulaştığını bir kez daha kanıtladı. Bir kadının yaşam hakkının bu denli hunharca elinden alınması, sadece yargı sistemini değil, toplumsal koruma mekanizmalarını da sorgulatıyor. Erhan Dursun’un ‘Adalete güveniyorum, en ağır cezayı almasını istiyorum’ şeklindeki sözleri, aslında tüm toplumun ortak beklentisini ve hukuka olan sarsılmaz inancını yansıtıyor. Bu davanın seyri, benzer caniliklerin önüne geçilmesi ve caydırıcılığın sağlanması noktasında emsal teşkil edecek bir öneme sahip. Kamuoyu, caninin hiçbir indirimden faydalanmadan hak ettiği en ağır yaptırımla karşı karşıya kalmasını bekliyor.






