MENÜ
14 Haziran 2026 Pazar
DOLAR 46,2874 ▲ %0,15
EURO 53,6017 ▼ %0,16
ALTIN 6.277,08 ▲ %0,31

Tuncay Sonel’e Ağır Suçlama: Delil Karartma Soruşturması

Devletin emanet ettiği koltukta oturup adaletin tecelli etmesini engellemek, hukuk devletine vurulmuş en ağır darbedir.

Yıllardır cevabı aranan “Gülistan Doku nerede?” sorusunun etrafındaki sis perdesi, nihayet en tepedeki isimlere kadar uzanan bir adli sürece dönüştü. Eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 281. maddesi uyarınca başlatılan soruşturma, sadece bir bürokratın değil, bir dönemin yargılama pratiklerinin de masaya yatırılması anlamına geliyor. “Suç delillerini gizleme, yok etme veya değiştirme” suçlamasıyla karşı karşıya kalan Sonel için artık Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koridorları, valilik makamından çok daha yakın görünüyor.

Adaletin Önündeki Barikatlar Bir Bir Yıkılıyor

Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de Tunceli’de kaybolmasının ardından kamuoyu vicdanı hiçbir zaman rahat etmedi. Bugün gelinen noktada, soruşturmanın seyrini kökten değiştirecek en kritik adım atıldı. Tuncay Sonel’in dosyasının Tunceli’den ayrılarak Erzurum’a gönderilmesi, sürecin tarafsızlığını koruma adına atılmış stratejik bir hamle olarak okunmalı. Şüpheli sıfatıyla ifade verecek olan eski bir valinin, delil karartma iddiasıyla yargılanması, Türkiye’de dokunulmaz sanılan zırhların aslında ne kadar kırılgan olduğunu tüm çıplaklığıyla gösteriyor.

Bir Valinin ve Bir Babanın Hukuk Sınavı

Dosyanın detayları, sadece bir ihmali değil, kasıtlı bir müdahaleyi işaret eden ağır iddialarla dolu. Soruşturma kapsamında sadece eski vali değil, kendi oğlu Mustafa Türkay Sonel’in de aralarında bulunduğu toplam 13 kişi mercek altında tutuluyor. İçişleri Bakanlığı’nın Tuncay Sonel’i açığa alması, idari olarak suçlamaların ciddiyetini zaten tescillemişti. Ancak asıl mesele, gencecik bir kızın akıbetini karanlıkta bırakmak için devletin imkanlarının kalkan yapılıp yapılmadığıdır. Eğer bir mülki amir, kendi çevresini korumak için adaleti yanıltmaya yeltendiyse, bunun bedeli sadece idari bir uzaklaştırma olamaz.

2020’den Bugüne: Bitmeyen Bekleyişte Yeni Perde

Gülistan Doku dosyasında şu ana kadar 2 kişi tutuklandı, 9 kişinin ise emniyetteki işlemleri devam ediyor. Fakat toplumun gözünde asıl mahkum olan, yıllardır süregelen belirsizliktir. 2020 yılından bu yana yapılan yetersiz aramalar, çelişkili ifadeler ve cevapsız kalan dilekçeler, bugün bir valinin şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrılmasıyla yeni bir anlam kazandı. Bu dava, artık sadece kayıp bir üniversite öğrencisinin hikayesi değil; mülki erkanın hukuk karşısındaki sorumluluğunun ve devlet ciddiyetinin davasıdır. Erzurum’dan çıkacak kararlar, Türkiye’de adaletin terazisinin gerçekten her kesim için eşit tartıp tartmadığını kanıtlayacak.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir