HES Kapakları Açıldı Kelkit Yatağından Taştı
Tokat genelinde günlerdir etkisini sürdüren şiddetli sağanak yağışlar, doğanın dengesini zorlamaya devam ediyor. Kelkit Çayı üzerindeki su yükünün artmasıyla birlikte, bölgedeki Tepekışla ve Kılıçkaya HES barajlarının dolu savaklarından kontrollü su tahliyesi başlatıldı. Ancak barajlardan bırakılan su ile nehrin debisi birleşince, Kelkit Çayı yatağına sığmayarak çevresindeki tarım arazilerine ve yerleşim yerlerine doğru yayılmaya başladı. Suyun en çok tehdit ettiği nokta ise Erbaa ilçesine bağlı Kızılçubuk köyü oldu.
Kızılçubuk Köyü Tamamen Boşaltıldı
Taşkın riskinin hayati tehlike boyutuna ulaşması üzerine jandarma ekipleri vakit kaybetmeden harekete geçerek köye giriş ve çıkışları tamamen kapattı. Gece yarısı gerçekleştirilen operasyonla, köy sakinleri ve ahırlardaki hayvanlar güvenli bölgelere tahliye edildi. Bölge halkının tek geçim kaynağı olan hayvanların kurtarılması sırasında duygusal anlar yaşanırken, suyun evlerin içine girmesini engellemek için DSİ, AFAD ve Erbaa Belediyesi ekipleri devasa iş makineleriyle setler oluşturdu. Gece boyunca durmaksızın süren çalışmalarla suyun yönü değiştirilmeye çalışıldı.
1980 Felaketinin İzleri Yeniden Canlandı
Kızılçubuk Köyü Muhtarı Hüseyin Ege, yaşananları bir gazeteci gözüyle dinlediğimizde, meselenin sadece bugünün yağmuru olmadığını, kronik bir altyapı ve yerleşim sorunu olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Muhtar Ege, benzer bir felaketin 1980 yılında da yaşandığını hatırlatarak, o dönemdeki imkansızlıklar ile bugünkü müdahaleyi kıyasladı. O yıllarda köyün yarısının sular altında kaldığını belirten Ege, devletin tüm imkanlarıyla şu an sahada olduğunu ancak suyun debisinin her an değişebileceği endişesini taşıdıklarını ifade etti.
HES Yönetimi ve Çevre Güvenliği Sorgulanıyor
Bir yerel gazeteci olarak sormamız gereken asıl soru şudur: Her yoğun yağış sonrası HES kapaklarının açılmasıyla köylerimizin bu denli büyük risk altına girmesi bir kader mi? Dere yataklarının ıslahı ve baraj yönetim süreçlerinin sivil yerleşimleri koruyacak şekilde revize edilmesi artık bir zorunluluktur. Bugün Kızılçubuk köyünde tahliye başarılı olsa da, yarın başka bir köyün benzer bir tehditle uyanmayacağının garantisi yok. Doğa, kendisine yapılan müdahaleleri eninde sonunda geri alıyor; bizlerin görevi ise bu süreci en az zararla atlatacak profesyonel planlamaları hayata geçirmektir.
Şu an için bölgede can kaybı yaşanmaması en büyük tesellimiz olsa da, sular çekildiğinde geride kalacak olan tarımsal zarar ve balçık yığını, köylünün omzuna ağır bir yük daha bindirecek. Gelişmeleri yerinde takip etmeye devam edeceğiz.






