MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,0985 ▲ %0,05
EURO 53,1535 ▼ %0,91
ALTIN 6.402,09 ▼ %3,34

“Tek Suçum Müdür Olmak” İBB’li Karaoğlu’ndan Sert Çıkış

İstanbul’un o meşhur Boğaziçi silüetini korumakla görevli bir ismin, bugün dört duvar arasında kendi ‘imar planını’ savunmak zorunda kalması hayatın en sert ironilerinden biri olsa gerek. İBB Boğaziçi İmar Müdürü Elçin Karaoğlu, yaklaşık bir yıldır devam eden tutukluluk sürecinde hakim karşısına çıktı ve savunmasıyla sistemin nasıl işlediğine dair çarpıcı bir pencere açtı. Silivri’deki duruşma salonunda yankılanan sözler, sadece bir ceza davasının değil, aynı zamanda bir bürokratın sistemle olan hesaplaşmasının özeti niteliğindeydi.

26 yıllık bir kamu geçmişine sahip olan Karaoğlu, kariyerinin en zorlu ‘ruhsat’ sınavını bu kez mahkeme heyeti önünde veriyor. Suçlamaların odağındaki isim, savunmasına başlarken mesleki ahlak ve liyakat vurgusu yaparak, üzerine atılı suçların bir kısmının gerçekleştiği tarihlerde görevde bile olmadığını iddia etti. Bu detay, davanın seyrini değiştirebilecek kadar kritik bir teknik boşluğa işaret ediyor. Kamu koridorlarında geçen onca yılın ardından, suçlamaların odağına oturmak Karaoğlu’na göre bir kader değil, bir pozisyonun bedeli.

Gizli Tanıklar ve ‘Kurgu’ İddiası

Duruşmanın en can alıcı noktalarından biri, gizli tanık ifadelerine yönelik yapılan sert eleştirilerdi. Karaoğlu, somut delillere dayanmayan, tamamen beyanlar üzerine kurulu bir kurguyla karşı karşıya olduğunu savundu. Adalet terazisinin fısıltılarla değil, gerçeklerle tartılması gerektiğini hatırlatan bu çıkış, hukuk dünyasında sıkça tartışılan ‘gizli tanık’ müessesesinin yarattığı mağduriyetleri bir kez daha gündeme taşıdı. Karaoğlu’na göre, ailesinin ve kendisinin yaşadığı bu süreç, bir yargılamadan ziyade bir cezalandırma yöntemine dönüşmüş durumda.

“Tek Gerekçe Boğaziçi İmar Müdürü Olmam”

Belki de günün en çok konuşulacak cümlesi şuydu: ‘Benim burada sanık olmamın tek gerekçesi Boğaziçi İmar Müdürü olmam.’ Bu ifade, yüksek makamlarda görev yapan bürokratların her an bir ‘hedef’ haline gelebileceğine dair örtülü bir eleştiri barındırıyor. Karaoğlu, helal lokma ve dürüstlük vurgusuyla, bir yıldır mahrum kaldığı özgürlüğünün iadesini talep etti. Bir imar müdürünün, teknik çizimler ve yönetmelikler arasından sıyrılıp kendi masumiyetini kanıtlamaya çalışması, davanın psikolojik yükünü de gözler önüne seriyor.

Hukuk Sınavı Yarına Ertelendi

Boğaziçi’nin o karmaşık imar düzenini yöneten bir elin, bugün kendi hayatının enkazını kaldırmaya çalışması, sistemin içindeki açıkların ve bürokrasinin soğuk yüzünün bir yansıması mı? Bu sorunun cevabı, mahkeme heyetinin vereceği nihai kararla netleşecek. Karaoğlu’nun avukatının savunmasıyla devam edecek olan duruşma, adaletin tecelli edeceği anı bekleyenler için yarına ertelendi. Şurası kesin ki; bu hukuki süreç sadece bir kişiyi değil, kamu görevlilerinin sorumluluk sınırlarını da yeniden tartışmaya açacak nitelikte.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir