MENÜ
06 Haziran 2026 Cumartesi
DOLAR 46,1116 ▲ %0,02
EURO 53,1487 ▼ %0,94
ALTIN 6.409,16 ▼ %3,23

Tarihin Gizlenen Tokadı: Kut’ül Amare Zaferi

İmparatorluğun Kibrini Çölde Boğan Destan

Tarih, sadece kazananların yazdığı bir masal değil; bazen de kaybedenlerin büyük bir utançla hafızalardan silmeye çalıştığı çıplak bir gerçektir. 1916 yılının Irak topraklarında, güneşin kavurduğu kumların üzerinde yazılan Kut’ül Amare Zaferi, tam da böyle bir hikâye. ‘Güneş batmayan imparatorluk’ unvanlı Britanya’nın, tarihindeki en aşağılayıcı teslimiyetlerden birini yaşadığı bu destan, yıllarca tozlu raflarda saklanmaya çalışılsa da bugün yeniden tüm heybetiyle karşımızda duruyor.

Halil Kut Paşa ve 13 Bin Esirin Öyküsü

143 gün süren amansız bir kuşatmanın ardından, General Townshend ve emrindeki 13 bin askerin Halil Kut Paşa’ya kılıç teslim ettiği o an, sadece askeri bir başarıdan ibaret değildi. Bu, bir milletin ‘bitti’ denilen yerden doğuşunun, imkânsızlıklar içinde ördüğü bir irade duvarının sembolüydü. Duran’ın açıklamalarında da vurguladığı gibi, bu zafer, Avrupa’nın ‘hasta adam’ ilan edip masalarda paylaştığı bir halkın, cerrahın elindeki neşteri kırıp atmasıdır. Emperyalist hesapların, inanç dolu bir avuç askerin göğsünde paramparça oluşu, bugün dahi strateji uzmanlarının hayretle incelediği bir vaka olarak kayıtlara geçiyor.

Beka Mücadelesinde Tarihsel Bir Pusula

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘abidevi zafer’ nitelemesiyle işaret ettiği bu dönüm noktası, bugün bizlere sadece geçmişin bir anısını değil, geleceğin yol haritasını da fısıldıyor. Kut’ül Amare’de sergilenen o çelikten duruş, dış müdahalelere ve başkalarının çizdiği kadere boyun eğmemenin tarihsel kanıtıdır. O günün kısıtlı imkânları ve yoklukları içinde yazılan bu başarı, bugün modern Türkiye’nin bağımsızlık hamlelerinde ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Esaret planlarını çöle gömen o irade, bugün de aynı cesaretle yoluna devam eden bir bilincin temel taşıdır.

Bir Zaferin Gölgesinde Geleceğe Bakmak

Tarihi kutlamalar, sadece geçmişe bir selam duruşu değildir; o ruhun bugün de diri olup olmadığını tartma biçimidir. Halil Kut Paşa ve kahraman Mehmetçiklerimizin yazdığı bu destan, bize ‘imkânsız’ kelimesinin sadece korkakların lugatında yer aldığını bir kez daha hatırlatıyor. Duran, bu anlamlı gün vesilesiyle yaptığı çağrıda, bu büyük mirasın sadece saygıyla anılması değil, aynı zamanda o bilinçle yaşanması gerektiğini hatırlatıyor. Bugün, o günkü emperyal hesapların şekil değiştirmiş versiyonlarına karşı, Kut’ül Amare ruhu en güçlü kalkanımız olarak durmaya devam ediyor. Ruhları şad, emanetleri baş tacımız olsun.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir