Siyasetin yerel koridorlarında güç zehirlenmesi yaşandığında faturanın ne kadar ağır kesilebileceğini Bolu örneği tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 178 sayfalık dev iddianame, sadece bir belediye başkanının değil, koca bir yönetim mekanizmasının nasıl bir suç sarmalına dönüştüğünü iddia ediyor. Görevden uzaklaştırılan Tanju Özcan ve ekibi hakkında istenen yüzlerce yıllık hapis cezaları, dosyadaki suçlamaların vahametini kanıtlar nitelikte.
Marketlere Reklam Baskısı ve Mobbing İddiaları
İddianamenin en dikkat çekici kısımlarından biri, zincir marketler üzerinde kurulan sistematik baskı çarkı. İddialara göre, Bolu Belediyesi yönetimi, şehirdeki büyük market zincirlerini belediyeye bağlı şirkete reklam vermeye zorladı. Bu talebi reddeden işletmeler ise daha önce görülmemiş sıklıkta ve sertlikte zabıta denetimleriyle adeta kıskaca alındı. Dosyada yer alan ifadelere göre, bu denetimler rutin birer kontrol değil, birer cezalandırma yöntemi olarak kullanıldı. Kabul etmeyenlerin üzerine giden bu mekanizma, kamu gücünün nasıl bir baskı aracına dönüştüğünü gösteriyor.
İbadet Duyguları İstismar mı Edildi?
“Kurban olayı” başlığı altındaki detaylar ise toplumsal vicdanı en çok yaralayan noktalardan biri olarak kayıtlara geçti. BolSev Vakfı üzerinden 2025 yılı Kurban Bayramı öncesinde toplanan 845 bin liralık bağışın, dini vecibelerin yerine getirilmesi yerine başka amaçlarla kullanıldığı öne sürülüyor. İddianameye göre toplanan paralar karşılığında herhangi bir kurban kesimi gerçekleştirilmedi. Yargı, bu durumu sadece mali bir usulsüzlük olarak değil, halkın dini duygularının bilişim sistemleri vasıtasıyla suistimal edildiği “nitelikli dolandırıcılık” suçu olarak tanımlıyor.
Ruhsat Karşılığı 2,5 Milyon Lira Talebi
Yolsuzluk sarmalının ucu inşaat sektörüne ve ruhsat işlemlerine de uzanmış durumda. Bir müteahhitten ruhsat ve belediye işlemleri karşılığında tam 2 milyon 500 bin lira talep edildiği, bu paranın bir kısmının elden nakit olarak, bir kısmının ise vakıf hesaplarına aktarıldığı iddianamede açıkça belirtiliyor. Soruşturmanın başlamasının ardından bu paraların müştekiye geri gönderilmesi ise işlenen suçun üzerini örtmeye yetmedi. Hatta bazı hak edişlerin zamanında ödenmesi için “yardım” adı altında 10 milyon liralık pazarlıklar yapıldığına dair belgeler dosyaya girmiş durumda.
“Betonu Bizden Alacaksınız” Tehdidi
Belediye gücünün piyasa rekabetini nasıl engellemeye çalıştığına dair “beton olayı” ise tam bir ibret vesikası. Özcan’ın, belediyeye bağlı şirketten beton almayı reddeden bir işletmeciye “Başka yerden beton alamazsınız, size beton santrali kurdurtmam” şeklinde ifadeler kullandığı iddia ediliyor. Bu tutum, kamu gücünün ticari bir tahakküm aracına dönüştürülme çabası olarak değerlendiriliyor. Savcılık, Tanju Özcan için toplamda 90 yıl 3 aydan 263 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ederken, bu devasa ceza istemi davanın ne kadar kritik bir dönemeç olduğunu kanıtlıyor.






