Avcılar’da ‘Beğeni’ Uğruna Gelen Kelepçe
İstanbul sokaklarında güvenlik güçlerimizin gece gündüz demeden verdiği mesainin ortasında, sosyal medyanın o ışıltılı ama bir o kadar da aldatıcı dünyasında tuhaf bir olay patlak verdi. Avcılar’da yaşayan 48 yaşındaki B.O., üzerine geçirdiği polis yeleğiyle çektiği videoları takipçileriyle paylaşınca, işin rengi bir anda değişti. Sosyal medyada itibar devşirmeye çalışırken, devletin otoritesini taklit etmenin faturasını emniyet güçleri anında kesti.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş ve İstihbarat Şube ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü titiz çalışma, dijital ayak izlerinin ne kadar çabuk takip edildiğini bir kez daha kanıtladı. Yapılan operasyonda şüpheli şahıs, o meşhur videoları çektiği konumlardan birinde yakalanarak gözaltına alındı. Evinde yapılan aramalarda ise sadece o videolarda görülen polis yeleği değil; iki adet kurusıkı tabanca ve bir adet cep telefonu ele geçirildi.
Taklitçiliğin Sosyal ve Ekonomik Bedeli
Ekonomi sadece rakamlardan ibaret değildir; güven de en büyük sermayedir. Bir vatandaşın sokakta gördüğü üniformaya güvenememesi, o toplumun huzur katsayısını düşürdüğü gibi, asayiş maliyetlerini de katlar. Bu tür vakalar, gerçek polislerin iş yükünü artırırken, devletin güvenlik için ayırdığı bütçenin ve zamanın böylesine ‘şov meraklısı’ tipler yüzünden harcanmasına neden oluyor. 48 yaşında, yani hayatın olgunluk çağında bir bireyin, üç-beş beğeni fazla alabilmek adına böyle bir riske girmesi, aslında toplumsal bir aşınmanın da göstergesi.
Bedava Şöhretin Acı Faturası
Gözaltına alınan B.O.’nun emniyetteki işlemleri sürüyor. Ancak mesele sadece bir kişinin gözaltına alınması değil. Bu olay, sosyal medya algoritmalarının insanları nasıl suça teşvik edebileceğinin somut bir örneği olarak kayıtlara geçti. Kurusıkı tabancalar ve sahte yeleklerle kurulan o sanal dünya, gerçek hayatın soğuk demir parmaklıkları veya yüklü para cezalarıyla karşılaştığında yıkılıp gidiyor. Vatandaşın vergileriyle finanse edilen emniyet birimlerinin, bu tür ciddiyetsiz işlerle meşgul edilmesi, aslında hepimizin cebinden çıkan bir ‘zaman ve enerji’ maliyetidir.
Şimdi bu şahsı bekleyen yargılama süreci, sadece bir ceza davası değil, aynı zamanda toplumun huzurunu bozmanın maddi ve manevi yaptırımı olacak. Sosyal medyada üniforma üzerinden itibar devşirmeye kalkanlar, o üniformanın temsil ettiği ağır sorumluluğun altında ezilmeye mahkumdur. Kimse unutmasın ki; devletin otoritesi dijital bir oyuncağa çevrilecek kadar ucuz değildir.






