Donald Trump’ın “savaşları bitiren lider” imajı çizme gayreti, Ortadoğu sahasındaki gerçeklerle uyuşmuyor. Gazze, Lübnan ve İran üçgeninde sağlanan geçici uzlaşılar, kalıcı bir barış getirmekten ziyade çatışmalara verilen kısa molalar olarak değerlendiriliyor. Bölgeden gelen son raporlar, diplomatik temasların perde arkasında büyük bir hareketlilik yaşandığını ancak sahadaki askeri operasyonların durmadığını gösteriyor.
Washington’dan Tahran’a İsviçre Daveti
Diplomatik kaynaklardan sızan bilgilere göre, ABD ve İran arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda yürütülen dolaylı müzakerelerde kritik bir aşamaya gelindi. Washington yönetiminin, Tahran’a süreci hızlandırması yönünde baskı yaptığı iddia ediliyor. İsrail merkezli savunma ve istihbarat analizleriyle bilinen kaynaklar, ABD’nin İran tarafına hafta sonuna kadar kesin bir yanıt vermesi için süre tanıdığını belirtiyor.
Anlaşmanın sağlanması durumunda önümüzdeki hafta İsviçre’de tarihi bir imza töreninin düzenlenmesi planlanıyor. Trump’ın, daha önce sert eleştiriler yönelttiği İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney ile doğrudan görüşmeye yeşil ışık yakması da bu diplomatik hamlenin ciddiyetini ortaya koyuyor. İran kanadı ise henüz nihai kararını vermiş değil ve Washington’dan gelen son taslak belgeleri incelemeye devam ediyor.
Sivil Kayıplar ve Ateşkes İhlalleri
Kağıt üzerinde yürürlükte olan anlaşmaların sahadaki karşılığı sivil can kayıplarıyla ölçülüyor. Gazze Şeridi’nde Ekim 2025’te varılan ateşkese rağmen İsrail ordusunun operasyonları durmadı. Bu süreçte yaşanan ihlaller neticesinde yaklaşık bin sivil hayatını kaybetti. Benzer bir tablo Lübnan cephesinde de gözleniyor. Mart ayından bu yana Lübnan’a düzenlenen saldırılarda binlerce kişi yaşamını yitirirken, bu kayıpların önemli bir kısmının nisan ayındaki ateşkes ilanından sonra gerçekleşmesi, uluslararası garantörlerin işlevselliğini tartışmaya açıyor.
Küresel Aktörlerin Etkisizliği ve Bölgesel Kaos
Birleşmiş Milletler gibi uluslararası örgütlerin yaptırım gücünü kaybetmesi, bölgesel güçlerin kendi askeri ve siyasi stratejilerini bağımsızca uygulamasına yol açıyor. Trump yönetiminin “güç yoluyla barış” doktrini, sahadaki aktörleri kalıcı bir masaya oturtmakta yetersiz kalıyor.
Uzmanlar, tarafların gerçek anlamda bir uzlaşıya varmak yerine askeri güçlerini yeniden organize etmek için bu ateşkes dönemlerini birer soluklanma fırsatı olarak kullandığını savunuyor. Dolayısıyla İsviçre’de atılması muhtemel imzalar bile bölgedeki silahların tamamen susacağını garanti etmeye yetmiyor.
Kaynak: Hürriyet






