MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9864 ▲ %0,02
EURO 53,5198 ▲ %0,25
ALTIN 6.609,04 ▲ %0,84

Son Yolculuğuna Kendi Ekmek Teknesiyle Gitti

Sanayi Sitesinde Tahammül Sınırlarını Aşan Trajedi

Sanayinin o bitmek bilmeyen metalik gürültüsü, bazen sadece bir taşlama motorunun sesinden ibaret kalmıyor; insan ruhundaki o ince sabır ipinin kopuşuna da şahitlik ediyor. Erdek Küçük Sanayi Sitesi’nde yaşananlar, aslında toplumun içine düştüğü o derin tahammülsüzlük çukurunun en acı yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Bir yanda yılların kaynak ustası, diğer yanda ise geçimini direksiyon başında sağlayan genç bir baba. Çatışmanın fitilini ateşleyen şey ne büyük bir borç davası ne de kadim bir husumet; sadece bir araç teybinden yükselen müziğin desibeli.

Gürültüden Cinayete Uzanan Karanlık Yol

Olayın gelişimine baktığımızda, modern insanın “saygı” ve “alan koruma” içgüdüsünün nasıl kontrolsüz bir şiddete dönüştüğünü görüyoruz. Kaynak ustası Ali Topallar ile çekici sürücüsü İsmail Süzan arasındaki o anlık sözlü atışma, saniyeler içinde geri dönüşü olmayan bir yıkıma evrildi. Sanayi sitesinin o sert ikliminde, tozun ve pasın arasında yükselen tansiyon, yerini pompalı tüfekten çıkan üç el ateşe bıraktı. Kasığından ağır yaralanan Süzan’ın o an kanlar içinde yere yığılması, sadece bir bedenin değil, koca bir ailenin umutlarının da yere serilmesiydi. Hastane koridorlarında geçen iki günlük yaşam savaşı, ne yazık ki tüm müdahalelere rağmen sessizlikle noktalandı.

Bir Çekicinin Sırtındaki En Ağır Yük

Bu trajedinin en sarsıcı ve hafızalardan silinmeyecek kısmı ise kuşkusuz o son veda anıydı. İsmail Süzan, yıllarca arıza yapan veya kaza geçiren araçları sırtlayıp taşıdığı, evine ekmek götürdüğü o çekici aracın bu kez bizzat üzerinde yer alıyordu; ancak bu sefer direksiyon başında değil, bir tabutun içindeydi. Meslektaşlarının ve ailesinin omuzları üzerinde yükselen cenaze, kendi ekmek teknesinin üzerine konulduğunda Erdek sokaklarında zaman adeta dondu. Bir insanın hayatı boyunca bindiği aracın, onun son yolculuğundaki son durağı olması, hayatın ne kadar acımasız bir ironiye sahip olduğunun en çıplak kanıtı gibiydi.

Toplumsal Tahammülün İflası ve Hukuki Süreç

Yaşanan bu olay, sadece adli bir vaka olarak kayıtlara geçmemeli. Bir çocuğun babasız kalması, bir esnafın öfke kontrolü sağlayamadığı için cezaevine girmesi ve bir diğerinin gencecik yaşta toprağa verilmesi… Hepsi sadece “biraz daha kıs şu sesi” cümlesinin medeni bir şekilde kurulamamasından kaynaklanıyor. Olayın hemen ardından gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Ali Topallar, şimdi dört duvar arasında bu birkaç saniyelik öfkenin bedelini ödeyecek. Ancak giden canı geri getirmek, o çekicinin üzerindeki derin kederi silmek mümkün olmayacak. Süzan’ın çekicisi bugün boş, ama bıraktığı o hüzünlü görüntü tüm kentin hafızasına bir ibret vesikası olarak kazınmış durumda.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir