Denizlerimiz sadece kirlilikle değil, insan elinin geride bıraktığı görünmez tuzaklarla da can çekişiyor. Kıyı balıkçılığında kullanıldıktan sonra denize terk edilen veya kopan ağlar, suyun altında birer ölüm makinesine dönüşüyor. Son yapılan su altı araştırmaları, bu tehlikenin boyutlarını bir kez daha gözler önüne serdi. Dalgıçların yaklaşık 25 metre derinlikte gerçekleştirdiği planlı dalış, deniz ekosistemini içten içe kemiren acı bir gerçeği ortaya çıkardı.
25 Metre Derinde Tespit Edilen Ölüm Tuzağı
Yürütülen titiz çalışmalar sonucunda, deniz tabanında yaklaşık 100 metre uzunluğunda sahipsiz bir balıkçı ağı tespit edildi. Kıyı balıkçılığında aktif olarak kullanıldığı belirlenen bu hayalet ağ, su altından çıkarılarak yüzeye taşındı. Ağın incelenmesi sırasında üzerinde çok sayıda canlı ve cansız yengeç ile çeşitli deniz kabuklularının olduğu görüldü. Yaşam mücadelesi veren deniz canlıları, ekiplerin hassas müdahalesiyle ağlardan kurtarılarak ait oldukları doğal yaşam alanına geri bırakıldı. Ancak her deniz canlısı bu kadar şanslı olamıyor.
Yüzde 5.7 Kayıp: Küresel Bir Felaketin Anatomisi
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, konunun ciddiyetini vurgulayan çarpıcı açıklamalarda bulundu. Denizlere terk edilen veya bir şekilde kopan ağların insan kontrolünden bağımsız olarak avlanmaya devam ettiğini belirten Öztürk, bu durumun deniz ekosistemine telafi edilemez zararlar verdiğini ifade etti. Öztürk, dünya genelindeki ürkütücü istatistiği paylaşarak, “Dünya denizlerinde kullanılan balıkçı ağlarının yaklaşık yüzde 5.7’si kayıp durumda” dedi. Bu kontrolsüz ağlar, sadece yerleşik canlıları değil, göçmen türleri ve ticari değeri yüksek balıkları da hedef alarak yaralanmalarına ve ölümlerine yol açıyor.
Cebimizi ve Sağlığımızı Nasıl Etkiliyor?
Deniz dibinde kalan bu hayalet ağlar, sadece çevre sorunu yaratmakla kalmıyor; doğrudan vatandaşın mutfağına ve cebine de yansıyor. Ticari balık stoklarının bu ağlar yüzünden azalması, balık fiyatlarının hızla yükselmesine zemin hazırlıyor. Sürdürülebilir avcılığın önündeki en büyük engellerden biri olan bu ihmalkarlık, balıkçıların da gelecekte ağ atacak temiz deniz bulamamasına neden oluyor. Deniz canlılarının bu ağlarda çürüyerek ekosistemi zehirlemesi, denizlerimizin biyolojik çeşitliliğini baltalarken, dolaylı yoldan gıda güvenliğimizi de tehlikeye atıyor.
Kaynak: Hürriyet





