Ziyapaşa’da Vicdanları Yaralayan Görüntüler
Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Ziyapaşa Mahallesi, dün akşam saatlerinde kan donduran bir şiddet olayına sahne oldu. Kalacak bir yeri olmadığı için yaşam mücadelesini sokaklarda, park köşelerinde sürdüren Aziz Coşkun, her zamanki güzergahında ilerlerken hayatının en büyük travmalarından birini yaşadı. Henüz kimlikleri belirlenemeyen üç küçük yaştaki çocuk, Coşkun’un yolunu keserek hiçbir gerekçe göstermeden saldırdı. Yumrukların hedefi olan yaşlı adam, yüzünden aldığı darbelerle yere yığılırken, saldırganlar olay yerinden kaçarak izlerini kaybettirdi.
Şiddetin Nedeni Yok, Bahanesi Çok
Güvenlik kameralarına saniye saniye yansıyan görüntüler, toplumun içten içe nasıl bir çürümeyle karşı karşıya olduğunu gözler önüne seriyor. Hiçbir kışkırtma, tartışma ya da sözlü sataşma olmaksızın gerçekleşen bu saldırı, sokakların en savunmasız sakinleri için ne kadar tehlikeli hale geldiğini kanıtlıyor. Aziz Coşkun, yaşadığı şokun etkisiyle çevredekilerin yardımıyla ayağa kalkabildi. Olay yerine gelen sağlık ekiplerinin hastaneye götürme teklifini ise gidecek yerim yok dercesine reddeden Coşkun’un bu tavrı, sokağın sert gerçekliğini bir kez daha yüzümüze vurdu.
2026 Türkiyesi’nde Sokakta Kalmanın Ağır Bedeli
Bugün gelinen noktada, barınma sorunu sadece ekonomik bir mesele olmaktan çıkıp bir güvenlik krizine dönüşmüş durumda. Sosyal devlet mekanizmalarının yetersiz kaldığı boşluklarda, Aziz Coşkun gibi binlerce insan sadece açlıkla değil, aynı zamanda sebepsiz şiddetle de mücadele ediyor. Çocuk yaştaki saldırganların bu kadar rahat hareket edebilmesi ve savunmasız bir insanı hedef alması, eğitim ve aile yapısındaki derin çatlakların bir yansıması olarak okunmalı. Emniyet güçleri şimdi her yerde bu üç çocuğu arıyor ancak asıl soru şu: Bu çocuklar yakalansa bile, sokaktaki binlerce Aziz Coşkun’un can güvenliği nasıl sağlanacak?
Vatandaşın Güvenliği Alarm Veriyor
Adana Emniyeti, kamera kayıtlarından yola çıkarak faillerin peşine düştü. Ancak bu münferit bir olay değil, toplumsal bir sinyal fişeği. Özellikle büyükşehirlerin ara sokaklarında denetimsizliğin artması, evsiz vatandaşları açık hedef haline getiriyor. Mahalle sakinleri ise tedirgin. Sokakta savunmasız bir adama yönelen bu anlamsız öfke, aslında sokağın güvenliğine dair ciddi bir uyarı niteliği taşıyor. Aziz Coşkun’un yüzündeki morluklar geçer belki ama bu toplumun vicdanındaki yara, köklü önlemler alınmadığı sürece kanamaya devam edecek. Sosyal politikaların sadece kağıt üzerinde kalmadığı, sokağın gerçeklerine dokunduğu bir düzenin inşası artık bir tercih değil, zorunluluktur.






