MENÜ
03 Haziran 2026 Çarşamba
DOLAR 45,9597 ▲ %0,03
EURO 53,4736 ▼ %0,05
ALTIN 6.613,53 ▼ %0,27

Siyasette Sarsıcı Karar: CHP Kurultay Davası İBB ile Birleşiyor

Türkiye’nin demokratik hafızasında önemli bir yer tutan siyasi kurultaylar, yalnızca partilerin geleceğini değil, toplumun adalete ve siyasete olan güvenini de şekillendirir. Bu bağlamda, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik ortaya atılan şaibe iddiaları, bugün yargı koridorlarında çok kritik bir dönemece girdi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunun büyük bir dikkatle takip ettiği davada, siyasetin seyrini değiştirebilecek sürpriz bir ara karar açıklandı.

Davada aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in de bulunduğu 12 kişi, ‘Seçim Kanunu’na muhalefet’ suçlamasıyla yargılanıyor. Mahkeme heyeti, davanın geldiği aşamada dosyalar arasındaki bağlantıyı göz önünde bulundurarak, bu davanın İstanbul’da devam eden ve ‘İBB davası’ olarak bilinen dosya ile birleştirilmesine karar verdi. Bu kararın kesinleşmesi için İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nden gelecek muvafakat (onay) cevabı bekleniyor.

Siyasi Ahlak ve Demokrasinin Hukuk Sınavı

Hukuk devletinin en temel yapı taşlarından biri olan seçim güvenliği, sadece oy verme günüyle sınırlı değildir; adaylık süreçlerinden kurultay salonlarına kadar uzanan geniş bir etik çerçeveyi kapsar. Türkiye Cumhuriyeti 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun, siyasi partilerin kendi iç işleyişlerinde dahi demokratik teamüllere bağlı kalmasını hedefler. Soruşturma aşamasında dile getirilen iddialar, delegelere maddi menfaat sağlandığı yönündeki ağır suçlamaları içeriyor. Tanık sıfatıyla dinlenen eski Erzurum delegesi Yusuf Göğerkaya’nın mahkeme salonundaki ifadeleri ise davanın insani ve etik boyutunu bir kez daha tartışmaya açtı.

Göğerkaya, ifadesinde delegelere Euro ve Dolar cinsinden paralar dağıtıldığını, bu süreçlerin pazarlıklarla yürütüldüğünü iddia etti. Bu tür iddialar, toplumsal vicdanda derin yaralar açma potansiyeli taşırken, yargı makamları her bir beyanı titizlikle incelemektedir. Türk hukuk sisteminde tanık beyanları, maddi gerçeğe ulaşmada hayati birer delil niteliği taşır ancak bu beyanların somut verilerle desteklenmesi esastır. Mahkemenin bu hassas süreçte verdiği birleştirme kararı, yargılamanın tek elden ve daha kapsamlı bir şekilde yürütülmesini amaçlamaktadır.

Fiili ve Hukuki İrtibatın Yargıdaki Önemi

Mahkemenin aldığı ‘birleştirme’ kararı, hukuk tekniği açısından ‘dosyalar arasında fiili ve hukuki irtibat’ bulunması esasına dayanmaktadır. Türkiye’de Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) çerçevesinde, farklı mahkemelerde görülmekte olan davaların birbiriyle ilişkili olduğunun saptanması durumunda, yargılamanın selameti ve çelişkili kararların önüne geçilmesi için bu yöntem uygulanır. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi bu talebe onay verirse, Ankara’daki dosya İstanbul’a gönderilecek ve tüm deliller aynı yargılama çatısı altında toplanacaktır.

Siyasetin doğası gereği yüksek olan tansiyon, bağımsız yargının objektif kararlarıyla sükunete ermelidir. Bu tür davalar, toplumda adalete olan inancın tazelenmesi için büyük bir fırsattır. Adil yargılanma hakkı çerçevesinde, sanıkların savunmaları ve tanıkların iddiaları ışığında verilecek son karar, sadece bir partinin iç işleyişini değil, Türkiye’nin siyasi etik standartlarını da belirleyecektir. Gelecek süreçte İstanbul’dan gelecek onay, bu büyük davanın rotasını çizecek ve kamuoyu vicdanındaki sorulara yanıt aranmaya devam edilecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir