Cudi’nin Eteğinde Bir İftar: Siyasetin Şırnak Muhasebesi
Şırnak, yıllarca sadece ‘güvenlik’ ve ‘operasyon’ başlıklarıyla ana haber bültenlerine konuk olan o kadim şehir, bugün bambaşka bir ajandayı sırtlanmış durumda. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin katılımıyla gerçekleşen iftar programı, sadece bir oruç açma merasimi değil, aynı zamanda bir kentin makus talihinin nasıl değiştiğine dair çarpıcı bir projeksiyon sundu. Cudi Dağı’nın gölgesinde, Hazreti Nuh’un sabrı ve El Cezeri’nin dehasıyla harmanlanan bu topraklar, artık barutu değil, bereketi ve milyarlarca liralık yatırımı konuşuyor.
2 Trilyon Dolarlık Kayıp ve Geleceğin Onarımı
Bakan Çiftçi’nin konuşmasındaki en çarpıcı veri kuşkusuz, terörün Türkiye ekonomisine faturasıydı: Tam 2 trilyon dolar. Bu rakamı sadece bir istatistik olarak okumak, meselenin vahametini ıskalamak olur. Bu devasa meblağ, aslında yapılamayan binlerce okulun, bitirilemeyen hastanelerin, Anadolu’nun bozkırlarına ulaşamayan demiryollarının ve en önemlisi de gençlerin elinden alınan hayallerin ta kendisidir. Şırnak’a son yıllarda aktarılan 113 milyar liralık yatırım, bu büyük kaybın yanında bir pansuman gibi dursa da, bölgedeki çarkların yeniden ve bu kez doğru yöne dönmesi adına kritik bir miladı temsil ediyor. Devletin ‘ayrım gözetmeyen’ eli, yıllardır ikinci plana itildiğini düşünen vatandaş için artık somut bir güvenceye dönüşmüş vaziyette.
Gabar’dan Yükselen Enerji: Petrol ve Bağımsızlık Sembolü
Bir zamanlar terörle anılan Gabar Dağı, bugün günde 81 bin varil petrol üretimiyle Türkiye ekonomisinin can damarlarından biri haline geldi. Yıllık 2 milyar dolarlık bu katkı, sadece bir enerji verisi değil, aynı zamanda siyasi bir meydan okumadır. Terör ihtimali sahadan çekildikçe, bölgenin enerjisinin nasıl bir kalkınma motoruna dönüştüğünü görmek, yıllardır bu coğrafya üzerine kurulan karanlık senaryoları da boşa çıkarıyor. Bakanın da belirttiği gibi, ‘Terörsüz Türkiye’ süreci sadece bir güvenlik konsepti değil, aynı zamanda huzurun ve kardeşliğin yeniden tahkim edilmesi anlamına geliyor. Bu süreçte Gazi Meclis’te kurulan Milli Dayanışma Komisyonu, meselenin kalıcı ve demokratik yollarla çözülme iradesini de perçinliyor.
Kardeşlik Coğrafyasında Ortak Kader Vurgusu
İftar sofrasında dile getirilen en anlamlı mesajlardan biri de, bu toprakların ortak hafızasına dairdi. Sultan Alparslan’dan Çanakkale siperlerine kadar uzanan o ‘et-tırnak’ hikayesi, bugün Şırnak’ta Melaye Ciziri’nin irfanıyla yeniden hayat buluyor. Bakan Çiftçi’nin ‘Dilimiz, nağmemiz farklı olabilir lakin kıblemiz, bayrağımız ve kaderimiz birdir’ sözleri, aslında yıllardır aramıza nifak tohumları ekmeye çalışan odaklara karşı verilmiş en net cevap niteliğinde. Türkiye Yüzyılı vizyonu, Şırnak’ın petrolüyle, Gabar’ın enerjisiyle ve bölge halkının sarsılmaz devlet sadakatiyle şekilleniyor. Şehir artık sadece bir sınır noktası değil, refahın ve toplumsal barışın merkez üssü olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.






