Sosyal Medyayı Sallayan İddiaların Perde Arkası
Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde (eski adıyla Silivri) son günlerde kulaktan kulağa yayılan ve sosyal medyada infial yaratan “bakımsızlık, açlık ve ilaçsızlık” iddiaları, on binlerce mahkum yakını için büyük bir endişe kaynağı oldu. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bir davada bazı sanıkların dile getirdiği bu ağır ithamlar, doğrudan devletin en yetkili merciinden gelen rakamlarla mercek altına alındı. Peki, Türkiye’nin en büyük cezaevi kampüslerinden birinde gerçekten neler yaşanıyor? Başsavcılık tarafından paylaşılan detaylar, iddia edilenin aksine çok farklı bir tabloyu işaret ediyor.
Hasta Mahkumlar ve İlaç Krizi Var mı?
Mahkemede ifade veren sanıkların “ilaca ulaşamıyoruz, muayene edilmiyoruz” yönündeki beyanları, resmi hastane ve revir kayıtlarıyla mercek altına alındı. Yapılan incelemelere göre, iddiaları ortaya atan isimlerin cezaevine girdikleri andan itibaren rutin muayenelerinin yapıldığı ve hatta bazılarının defalarca devlet hastanelerine sevk edildiği görülüyor. Özellikle ilaç teslimatlarının imza karşılığında ve bizzat yapıldığı bilgisi, sistemin nasıl işlediğini net bir şekilde ortaya koyuyor. Hatta bir tutuklunun hastaneye sevk edilmesine rağmen kendi rızasıyla gitmek istemediğine dair dilekçesinin bulunması, iddiaların asılsızlığını kanıtlar nitelikte.
Vefat Eden Mahkumların Gerçek Durumu
En hassas konu olan vefat haberleri ise vatandaşların en çok merak ettiği nokta. Başsavcılık, cezaevinde ihmalden dolayı ölüm yaşandığı iddialarına karşı somut verilerle yanıt verdi. Vefat eden mahkumların aslında kronik böbrek yetmezliği ve ileri derece diyabet hastası oldukları, sadece cezaevi revirinde değil; Marmara Ceza İnfaz Kurumu Devlet Hastanesi’nden Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’ne kadar geniş bir yelpazede tedavi gördükleri belirtildi. Yani durum bir ihmalden ziyade, tıbbi sınırların sonuna gelinen ağır hastalık süreçlerini kapsıyor. Bu durum, sistemin mahkumların sağlığı için tüm imkanları seferber ettiğini gösteriyor.
Koğuşlarda Yerlerde mi Yatılıyor?
Koğuşların kapasitesinden fazla dolduğu ve insanların yerlerde yattığı iddiası, 31 binden fazla insanın kaldığı bir kampüs için en korkutucu senaryoydu. Ancak resmi açıklama, her bir mahkumun kendine ait yatağı, çarşafı ve battaniyesi olduğunu netleştiriyor. “Sırayla uyuma” ya da “yerde yatma” gibi bir durumun söz konusu olmadığı, her bireye asgari yaşam standartlarının sağlandığı vurgulanıyor. Bu veriler, hem içerideki düzenin korunması hem de mahkum yakınlarının içinin rahatlaması adına büyük önem taşıyor. Mevzuat çerçevesinde yürütülen işlemlerde insanlık onuruna aykırı hiçbir davranışa izin verilmediği altı çizilen en önemli başlık olarak öne çıkıyor.






