MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9739 ▲ %0,01
EURO 53,5898 ▲ %0,42
ALTIN 6.610,92 ▲ %0,87

Silivri’de ‘Örgüt’ Kavgası: İmamoğlu’ndan Sert Çıkış

Silivri’de Tansiyon Yükseldi: Sanık Kürsüsünde Çarpıcı İfadeler

İstanbul 40’ıncı Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda görülen duruşma, hukuk koridorlarından çok siyasi kulislerde yankılanacak cinsten bir hesaplaşmaya sahne oldu. Firari iş insanı Murat Gülibrahimoğlu’nun Güvenlik ve İdari İşler Müdürü olan emekli polis Yener Torunler, savunmasında hakkındaki suçlamaları reddederken kullandığı ifadelerle davanın seyrini başka bir boyuta taşıdı. Tutuklu sanık Torunler, varlığından bile haberdar olmadığını savunduğu bir örgüte üye olmakla suçlanmanın mantık sınırlarını zorladığını belirterek, siyasi kimliğini ön plana çıkardı.

41 Milyon TL’lik Trafiğin Perde Arkası

Davanın en dikkat çekici noktalarından biri olan 41 milyon TL’lik para trafiği hakkında da konuşan Torunler, bu rakamın 11 yıla yayılan bir süreçte çekildiğini ifade etti. Bu parayı bankadan çekip Gülibrahimoğlu’na teslim etmenin, profesyonel iş tanımının bir parçası olduğunu savunan emekli polis, işlemlerin tamamen şeffaf ve bankacılık sistemi üzerinden yürütüldüğünü ima etti. Ankara bürokrasisinin ‘olağan akış’ dediği bu durum, mahkeme heyeti tarafından ‘örgüt finansmanı’ şüphesiyle inceleniyor. Torunler’in “CHP üyesiyim, başka bir örgüte üye olmam mümkün değil” çıkışı ise davanın üzerindeki siyasi gölgeyi iyice belirginleştirdi.

İmamoğlu’ndan Adalet Bakanı’na ‘Haddini Bildir’ Çağrısı

Duruşmanın asıl kırılma noktası ise Ekrem İmamoğlu’nun söz almasıyla yaşandı. Ankara temsilcisi olarak satır aralarını okuduğumuzda; İmamoğlu’nun sadece bir sanık veya tanık olarak değil, doğrudan siyasi bir aktör olarak yargı bağımsızlığı üzerinden bir cephe açtığını görüyoruz. Adalet Bakanı’nın henüz yargılama sürerken “İmamoğlu Suç Örgütü” ifadesini kullanmasını sert bir dille eleştiren İmamoğlu, mahkeme heyetine dönerek adeta tarihi bir çağrıda bulundu. Bakanın mahkemeyi etki altında tutmaya çalıştığını savunan İmamoğlu, yürütmenin yargı üzerindeki gölgesinin bir ‘beka sorunu’ haline geldiğini vurguladı.

Ankara Kulislerinde Yankılanan Uyarı

İmamoğlu’nun savunma sırasında doğrudan Cumhurbaşkanı’na seslenerek Adalet Bakanı hakkında uyarıda bulunması, başkentte siyaset ve yargı arasındaki dengelerin ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gösterdi. ‘Rüşvet havuzu’ ve ‘asrın yolsuzluğu’ gibi ağır ithamların havada uçuştuğu duruşmada, İmamoğlu’nun mahkeme başkanına hitaben kullandığı “Haddini bildirmek zorundasınız” ifadesi, önümüzdeki günlerde sadece hukuk çevrelerinde değil, siyasi polemiklerin de merkezinde yer alacak gibi görünüyor. Bu dava, sadece bir para trafiği soruşturması olmaktan çıkıp, yargının siyasi söylemler karşısındaki duruşunun test edildiği bir sınav kağıdına dönüşmüş durumda.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir