MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

Savaş’tan Zehir Zemberek İfade: Kurultayda İrade Fesadı İddiası

Türk siyasetinin köklü çınarı Cumhuriyet Halk Partisi, tarihi bir hesaplaşmanın eşiğinde. 38. Olağan Kurultay’da yaşanan değişim sancıları adliye koridorlarına taşınırken, eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın müşteki sıfatıyla verdiği ifade, ana muhalefetin iç dünyasındaki fay hatlarını bir kez daha gün yüzüne çıkardı. Savaş’ın mahkeme tutanaklarına geçen beyanları, sadece bir liderlik yarışı değil, aynı zamanda demokratik meşruiyet tartışmalarının da fitilini ateşleyecek nitelikte bir derinlik barındırıyor.

Savaş, mahkeme huzurunda yaptığı açıklamalarda, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve beraberindeki heyetin, delegelerin özgür iradelerine ipotek koyduğunu öne sürdü. Kemal Kılıçdaroğlu’na sadık kalan delegelere yönelik sistematik bir baskı kurulduğunu iddia eden Savaş, bu durumun parti içi demokrasi geleneğine ağır bir darbe vurduğunu savundu. Siyasi analistlere göre bu beyanlar, ‘değişim’ rüzgarının ardındaki yöntemlerin etik sınırlarını sorgulatan ciddi birer siyasi deklarasyon niteliği taşıyor.

Tüzük İhlalleri ve Seçim Güvenliği Tartışması

Lütfü Savaş’ın ifadesindeki en teknik ve hukuki açıdan en riskli nokta, parti tüzüğünün 47. maddesine yapılan vurgu oldu. Birinci ve ikinci oylama arasında bulunması gereken zorunlu 3 saatlik yasal değerlendirme süresinin, Divan Başkanlığı tarafından hiçe sayılarak 1 saate indirilmesi, Savaş’a göre bilinçli bir ‘oldu bitti’ operasyonuydu. Bu aceleci tavrın delege iradesini manipüle etmek amacıyla kurgulandığını savunan Savaş, sürecin videolara da yansıdığını belirterek yargıyı somut delilleri incelemeye davet etti.

Öte yandan, geçersiz oyların usulsüzce işaretlendiği ve ‘resmi evrakta sahtecilik’ suçunun unsurlarının oluştuğu yönündeki iddialar, davanın seyrini siyasi bir çekişmeden ceza hukuku alanına kaydırabilecek bir ağırlığa sahip. Seçim mevzuatı ve Siyasi Partiler Kanunu’na açık aykırılık teşkil ettiği belirtilen bu eylemler, kurultay sonucunun hukuki sakatlıklarla malul olduğu tezini güçlendiriyor.

Demokrasi Sınavı: Sandık Güvenliği ve Delege İradesi

Bu dava, sadece CHP’nin iç meselesi olmaktan çıkarak, Türk siyasetindeki ‘sandık güvenliği’ ve ‘kurumsal etik’ kavramlarını yeniden tartışmaya açıyor. Ana muhalefet partisinin en yüksek karar organı olan kurultayda yaşanan bu iddialar, seçmen nezdinde bir güven erozyonuna neden olma potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, yargıdan çıkacak kararın sadece CHP’nin geleceğini değil, Türkiye’deki tüm siyasi partilerin iç işleyişi ve delege hukuku için bir milat olabileceğini öngörüyor. Eğer bu ağır iddialar somut kanıtlarla tescillenirse, CHP içindeki dengelerin yeniden sil baştan kurulması ve kurultayın meşruiyetinin tartışmaya açılması kaçınılmaz görünüyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir