MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

Şanlıurfa’daki Maskeli Cinayette Kan Donduran İtiraf

Kaldırımda Gelen Ölüm ve 2 Ay Süren Takip

Sokak ortasında, yüzünde maske, elinde silah olanların kol gezdiği bir düzende huzurdan bahsetmek imkansız hale geldi. Şanlıurfa’nın Bahçelievler Mahallesi’nde 19 Mart akşamı yaşananlar, sadece bir asayiş vakası değil, toplumsal güvenliğin nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunun acı bir göstergesiydi. Kendi halinde kaldırımda yürüyen Abdullah Kürşat Yıldırım, arkasından yaklaşan motosikletli iki şahsın kurşunlarına hedef olduğunda, ne bir alacağı vardı ne de bir vereceği. Sadece o an orada bulunuyordu ve hayatı bir hiç uğruna elinden alındı.

Yunanistan Sınırında Sonlanan Kaçış Planı

Olayın hemen ardından başlatılan soruşturmada Yusuf Budak ve Halilk Canpolat tutuklanmıştı ama asıl fail hala dışarıdaydı. Şanlıurfa Emniyeti bünyesinde kurulan özel ekip, teknolojinin ve fiziki takibin tüm imkanlarını seferber etti. Cinayet Büro dedektifleri, iğneyle kuyu kazar gibi iz sürerek şüpheli Cuma Bakdur’un Edirne’ye kadar gittiğini tespit etti. Sınırı geçip Yunanistan’a iltica etme hayalleri kuran Bakdur, iki şehrin emniyet güçlerinin koordineli operasyonuyla kıskıvrak yakalandı. Devletin kaynaklarının, personelin mesaisinin ve operasyon maliyetlerinin tek bir sorumsuzun peşinde nasıl harcandığını görüyorsunuz değil mi? Bir can gidiyor, geride kalan devasa bir operasyon yükü ve sönen bir hayat kalıyor. Bu takip süreci, vergi ödeyen vatandaşın cebinden çıkan güvenlik maliyetinin ne kadar büyük bir kalem olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

‘Yanlış Kişiyi Vurdum’ Bahanesi Can Yakıyor

Adliyeye sevk edilen zanlının ifadesi ise kelimenin tam anlamıyla pişkinliğin zirvesiydi. Bakdur, ifadesinde aslında M.D. isimli bir alacaklısını hedef aldığını ancak karanlıkta veya karmaşada yanlışlıkla Yıldırım’ı vurduğunu iddia etti. Yani sokaktaki vatandaşın can güvenliği, bir suçlunun ‘hedef seçme becerisine’ mi emanet? Bu ‘yanlışlık’ bir gencin hayatına, bir ailenin yok olmasına ve devletin aylar süren kovalamacasına mal oldu. Ekonomik perspektiften baksak, bir bireyin topluma katacağı on yıllarca yıllık değerin bir saniyede sıfırlanması; hukuki taraftan baksak, adaletin tecellisi için harcanan muazzam emekler… Hepsi tek bir magandanın ‘hata’sı için heba edildi.

Sokaktaki Şiddetin Sosyal Bedeli

Bu olaylar sadece adliye koridorlarında bitmiyor. Sokaktaki kontrolsüz bireysel silahlanma ve ‘hesap kesme’ kültürü, şehirlerin ticari ve sosyal hayatını da baltalıyor. İnsanların güvenle yürüyemediği bir sokakta esnaf iş yapamaz, yatırımcı gelmez, huzur barınamaz. Cuma Bakdur şimdi ‘kasten öldürme’ suçundan cezaevine gönderildi ancak Abdullah Kürşat Yıldırım geri gelmeyecek. Bu tür vakalarda verilen cezaların caydırıcılığı, sadece faili cezalandırmak değil, gelecekteki benzer ‘yanlışlıkların’ da önüne geçmek zorundadır. Aksi takdirde, giden canların ve harcanan kamu kaynaklarının faturası yine hepimize, yani sıradan vatandaşa çıkmaya devam edecektir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir