Sevginin Maskesi Altındaki Ölümcül Manipülasyon
Hayat bazen en güvenli sandığınız limanlarda sizi en büyük fırtınalarla karşılar. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde yaşanan trajik olay, sadece bir cinayet vakası değil; kelimelerin nasıl birer silaha, vaatlerin ise nasıl birer tuzağa dönüştüğünün en çıplak kanıtıdır. 19 yaşındaki Helin Eren, henüz üç aylık hamileyken, sadece kendi hayatını değil, karnındaki bebeğin geleceğini de yanına alarak bu dünyadan koparıldı. Ancak bu olayın asıl sarsıcı tarafı, failin kurbanını olay yerine nasıl çektiğinde gizli. Bir insanın en zayıf anını, annelik şefkatini ve barışma umudunu kullanarak onu idama çağırması, toplumsal vicdanımızda derin bir yara açmalıdır.
Vaatlerin Arkasına Gizlenen İnfaz Planı
Siyabent Şeker, kendisinden ayrılan ve ailesinin evine dönen Helin’i geri kazanmak için klasik ama bir o kadar zehirli bir yönteme başvurdu. İddianamede yer alan detaylar, vicdanı olan herkesin kanını donduracak türden. Şüpheli; “Gel yemek ısmarlayayım, sen hamilesin, sana çiçek alacağım” diyerek genç kadının duygularıyla oynadı. Oysa o çiçeklerin yerini namludan çıkan kurşunlar, sıcak yemeğin yerini ise soğuk bir ölüm aldı. Helin, kuzeniyle birlikte bu görüşmeye giderken muhtemelen yeni bir başlangıç hayali kuruyordu. Fakat yakından sıkılan 5 kurşun, tüm o hayalleri bir saniyede yok etti. Bu, anlık bir öfkenin değil, planlanmış bir infazın kronolojisidir.
Haksız Tahrik İndirimi Masalı Bu Kez İşlemiyor
Failin mahkemedeki savunması, artık duymaktan yorulduğumuz o bildik nakarat: “Bana hakaret etti.” Türkiye’de kadın cinayetlerinin ardından sığınılan bu güvenli liman, Helin Eren davasında yargının sert duvarına çarptı. Tanık beyanları ve dijital incelemeler, Helin’in küfürlü bir dil kullanmadığını, aksine şüphelinin iddialarının tamamen cezadan kaçmaya yönelik bir kurgu olduğunu ortaya koydu. Savcılık, ‘haksız tahrik’ hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini açıkça belirterek, ‘kadına karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi. Bu talep, adaletin sadece bir kağıt üzerinde yazılı olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir arınma aracı olduğunu hatırlatıyor.
Sadece Bir Kadın Değil Bir Gelecek Katledildi
Helin Eren cinayeti bize şunu sormalı: Bir insanı, celladına güvenmeye iten o boşlukları toplum olarak biz mi yarattık? Koruma mekanizmalarının, uzaklaştırma kararlarının ve bireyler arasındaki o kopuk iletişimin bedelini neden hep en savunmasız olanlar ödüyor? Şeker hakkında istenen en ağır ceza, Helin’i geri getirmeyecek; ancak bir sonraki potansiyel failin elini tetiğe götürürken iki kez düşünmesini sağlayacak tek güçtür. Adaletin bu tür dosyalarda tavizsiz duruşu, sadece bir hukuk gerekliliği değil, insan kalabilme mücadelemizin en önemli parçasıdır. Gencecik bir kadın ve doğmamış bir bebek, bir manipülasyon ustasının kurbanı oldu; şimdi sıra adaletin kendi sesini yükseltmesinde.






