Sadakat Parçalandı: Görev Tanımı Dışında Bir Felaket
Zenginlerin dünyasında sadakat ucuzdur; ta ki bir Akita cinsi köpek kafa derinizi yüzene kadar. İzmir Bornova’da yaşanan korkunç olay, sadece bir hayvan saldırısı değil, bir iş kazası ve ardından gelen vicdani bir çöküşün hikayesidir. Emekli trafik polisi Ümran Merttürk, ünlü bir iş adamının yakın koruması ve şoförü olarak görev yaparken, asli görevi olmamasına rağmen çiçek sulama ve köpek besleme talimatıyla ölüme itildi. Bu, kurumsal hiyerarşinin ve ‘ne dersem yap’ zihniyetinin bir insanın hayatını nasıl karartabileceğinin en net kanıtıdır. Patronunun konforu için canını dişine takan bir personelin, vahşi bir saldırı sonrası kaderine terk edilmesi modern kölelik düzeninin bir başka yüzüdür.
Akita Saldırısı: 10 Dakikalık Yaşam Mücadelesi
Olay anı, tam anlamıyla bir korku filmi senaryosunu andırıyor. Köpeğin mamasına dokunduğu an başlayan saldırıda, Merttürk’ün kemikleri tek tek kırıldı. Amerikan Akita gibi güçlü bir ırkın saldırısı karşısında bir kadının çıplak elleriyle köpeğin alt ve üst çenesini tutarak direnmesi, sadece hayatta kalma içgüdüsüyle açıklanabilir. Kafa derisi yüzülen, vücudunun her yerinden derin diş yaraları alan Merttürk’ün çığlıkları sokakları inletirken, komşuların müdahalesi olmasa bugün bir vefat haberini konuşuyor olacaktık. 10 dakika süren bu vahşet, fiziksel hasarın ötesinde, bir insanın güvenlik algısını kökünden yok etti. Kanlar içinde kalan kadının, o can pazarı içerisinde bir de çevredekileri uyarmaya çalışması, gerçek bir profesyonelin nasıl bir fedakarlık sergilediğini gösteriyor.
Verilen Sözler ve Hastane Kapısındaki İhanet
Yoğun bakım sürecinde ‘tüm masrafları karşılayacağız’ diyen iş adamı K.K. ve ailesi, tehlike geçince verdikleri sözleri unuttu. Merttürk’ün beyanına göre, şirket yetkilileri sadece belli bir bölgenin tedavi masrafını üstleneceklerini, kalıcı sakatlıklar, parmak kırıkları ve kellik gibi estetik kayıplar için ellerini taşın altına koymayacaklarını açıkça belirtti. Bu tutum, ‘işin bitince kenara at’ mantığının en acımasız örneğidir. 3.5 ay boyunca yatalak kalan ve 75 yaşındaki annesinin bakımına muhtaç olan bir güvenlik profesyoneli, sadece fiziksel olarak değil, patronunun vefasızlığıyla ruhen de öldürüldü. Fizik tedavi masraflarının dahi ödenmemesi, olayın vahametini bir kat daha artırıyor.
Adalet Sarayında Yeni Bir Savaş Başlıyor
Şimdi gözler yargıda. Avukat Taner Kavalcı aracılığıyla başlatılan hukuki süreç, sadece tazminat almayı değil, iş güvenliği ihlallerini de gün yüzüne çıkarmayı hedefliyor. Bir çalışana, iş sözleşmesinde bulunmayan riskli görevlerin dayatılması, Türk Ceza Kanunu ve İş Kanunu kapsamında ağır yaptırımlar barındırıyor. Ümran Merttürk, kaybettiği sağlığını ve huzurunu geri alamayacak belki ama bu dava, benzer durumdaki binlerce çalışan için bir emsal teşkil edecek. Paranın gücü, bir insanın haysiyetini ve yaşama sevincini geri getirmeye yetmese de, adaletin terazisi bu vicdansızlığı tartmak zorunda. Koruma olarak işe alıp bahçıvanlık ve bakıcılık yaptırmanın bedeli, adalet önünde mutlaka ödenmelidir.






