MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9770 ▲ %0,01
EURO 53,6129 ▲ %0,44
ALTIN 6.624,54 ▲ %1,07

Paha Biçilemez Balığı Öperek Denize Saldı: Rize’de Alkış

Denizin Pırlantası Kasadan Çıktı

Rize’nin hırçın dalgaları arasında, sıradan bir sabahın böylesine anlamlı bir hikayeye dönüşeceğini kimse tahmin edemezdi. Limana yanaşan küçük tekneler, her gün olduğu gibi taze avlarını alıcılarla buluştururken, restoran işletmecisi Lokman Armağan satın aldığı balıkları ayıklamaya başladı. Ancak kasaların arasından süzülen sıradan bir levrek ya da palamut değildi. Armağan, derisindeki farklılık ve asil duruşuyla hemen fark edilen o nadir canlıyı gördü: Mersin balığı. Dünyanın en değerli su hazinelerinden biri olarak kabul edilen ve nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olduğu için koruma altına alınan bu ‘canlı fosil’, tesadüfen bir amatör oltaya takılmış ve ölümle burun buruna gelmişti.

Zamanla Yarış ve Duygusal Veda

Balığın hala canlı olduğunu ve yaşam mücadelesi verdiğini fark eden Lokman Armağan, bir an bile tereddüt etmedi. Hemen su dolu geniş bir kova hazırlayarak balığı içine yerleştirdi. Sahile kadar elinde taşıdığı kovayla adeta zamanla yarışan işletmeci, çevredekilerin meraklı bakışları arasında kıyıya ulaştı. Balığı özgürlüğüne kavuşturmadan önce onu öperek uğurlayan Armağan’ın bu içten görüntüleri kısa sürede dijital dünyada izlenme rekorları kırdı. ‘Helal olsun’ yorumlarının yağdığı o anlarda, denize bırakılan mersin balığı saniyeler içinde derinliklerde gözden kaybolarak yuvasına geri döndü. Armağan, balığı sadece kurtarmakla kalmadı, balıkçının zararını da cebinden karşılayarak örnek bir duruş sergiledi.

Neden Bu Kadar Değerli?

Mersin balığı, sadece biyolojik bir tür değil, aynı zamanda su altı ekosisteminin en kritik halkalarından biri. Tarih öncesi çağlardan günümüze kadar formunu bozmadan gelebilen nadir türlerden olan bu balık, aşırı avlanma ve deniz kirliliği nedeniyle yok olma eşiğinde bulunuyor. Türkiye, bu türü korumak adına uluslararası pek çok sözleşmeye imza atmış durumda ve avlanması kesinlikle yasak. Akademik çevreler ve sivil toplum kuruluşları, özellikle Karadeniz’deki popülasyonu artırmak için yıllardır büyük projeler yürütüyor. Rize’de yaşanan bu olay, aslında bu devasa koruma çabasının bireysel bir vicdanla birleştiğinde ne kadar hızlı sonuç verebileceğinin en somut örneği oldu.

“Denetim Önce Vicdanda Başlamalı”

Yaşadığı o anları anlatan Lokman Armağan, meselenin sadece cezalar ve yasaklar olmadığını, asıl denetimin insanın kendi vicdanında başlaması gerektiğini vurguladı. Bazı amatör balıkçıların bu türün yasaklı olduğunu bilmeyebileceğini, bu yüzden kooperatiflere de bilgilendirme yaptığını belirten Armağan, “Bu denizler hepimizin ortak mirası. Bugün biz bu duyarlılığı göstermezsek, yarın çocuklarımız bu canlıları sadece eski kitaplarda resim olarak görecek. Bedelini ödeyip bu balığı azat etmek, aslında geleceğimizi korumaktır” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir balıkçılık için herkese çağrıda bulunan duyarlı işletmeci, denizlerdeki biyolojik çeşitliliğin korunması için toplumun her kesiminin benzer bir hassasiyet göstermesi gerektiğini hatırlattı.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir