MENÜ
22 Haziran 2026 Pazartesi
DOLAR 46,4774 ▲ %0,03
EURO 53,3673 ▲ %0,00
ALTIN 6.211,81 ▲ %0,10

Otoyolda Son Dans: 6 Yaşındaki Bilge’nin Ardından Gelen Sessiz Çığlık

Bir Trajedinin Ardındaki Gerçek: Türkiye Yollarında Tükenen Hayatlar

Konya-Antalya D-687 karayolu, Demirkapı Tüneli çıkışı… Takvimler sıradan bir günü gösterse de, bu coğrafyada bazen bir anlık gafletin bedeli, bir ömürlük pişmanlığa dönüşür. Yine öyle bir gündü. Henüz hayatının baharında, geleceğe dair yüzlerce umut taşıyan 6 yaşındaki Bilge Mila S.’nin gülüşü, bir cipin dorsesine çarpmasıyla sonsuzluğa karıştı. Bu sadece bir kaza haberi değil, her birimizin trafikteki vurdumduymazlığına, aceleciliğine, belki de ‘bana bir şey olmaz’ yanılgısına yazılmış acı bir ağıttır.

Süreyya Betül S. idaresindeki Skoda marka cip, Antalya istikametine doğru ilerlerken, Beydiğin Mahallesi yakınlarında, karşı yönden gelen İbrahim K.’nın kullandığı Mercedes marka tırın dorsesiyle korkunç bir çarpışma yaşadı. O an, sadece iki metal kütlesinin değil, dört insanın geleceğinin, bir çocuğun yaşama sevincinin birbirine karıştığı andı. Süreyya Betül S. ile birlikte Mustafa Tarık S. ve İlay Ece S. de yaralılar arasına katıldı. Ancak ne yazık ki, ambulansta verilen tüm mücadeleler, Bilge Mila S.’yi hayata döndürmeye yetmedi. Bir çocuğun nefesi, sadece bir an önce varılması gereken bir yere yetişme telaşına feda edildi.

Sadece Bir Hata Mı, Yoksa Alışılmış Bir Kader Mi?

Trafik kazaları istatistiklerde soğuk rakamlara dönüşse de, her birinin ardında parçalanmış aileler, travmatize olmuş hayatlar ve yanıtlanamayan ‘neden’ soruları yatar. Demirkapı Tüneli gibi kritik noktalarda, sürücülerin hız limitlerine uyma, şerit disiplini ve özellikle tünel çıkışlarında ani ışık ve yol değişikliklerine karşı uyanık olma zorunluluğu hayatidir. Peki, bizler bu sorumluluğun ne kadar farkındayız? Direksiyon başında geçirdiğimiz her an, sadece kendi hayatımızın değil, trafikteki diğer tüm insanların da kaderini avucumuzda tuttuğumuzu ne zaman idrak edeceğiz?

Bir tırın dorsesiyle çarpışmak, genellikle yüksek hız, hatalı sollama veya dikkatsizliğin acı bir sonucudur. Karşı yönden gelen bir araçla yaşanan bu tür kazalar, çoğu zaman geri dönülemez kayıplara yol açar. Bu kaza da, o bilindik senaryonun son perdesi oldu. Bir ailenin seyahati, bir çocuğun masumiyeti, yollarımızdaki bitmek bilmeyen bu can pazarının son kurbanı oldu.

Yolların Dili ve Bizim Sağır Kulaklarımız

Yollar, bize her gün bir şeyler anlatır; tabelalarla, çizgilerle, hız limitleriyle. Ancak bizler, çoğu zaman bu dilin sağır dinleyicileri oluruz. Her yıl yitirilen binlerce hayat, sadece bir istatistik olmanın ötesinde, kolektif bir ihmalin ve ‘bana bir şey olmaz’ rehavetinin aynasıdır. Bilge Mila S.’nin kaybı, sadece bir ailenin acısı değil, aynı zamanda tüm bir toplumun yitirdiği bir gelecektir. Altı yaşındaki bir çocuğun hayata veda etmesi, sadece kaza yapan sürücünün değil, hepimizin vicdanında bir iz bırakmalı. Bu acı olay, sadece bir soruşturma dosyasında kapanıp gitmemeli, aksine her birimizin sürüş alışkanlıklarını, trafikteki tutumunu yeniden gözden geçirmesine vesile olmalıdır. Belki o zaman, yollarımızda yükselen ‘sessiz çığlıklar’ bir nebze olsun dindirilebilir.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir