Karadeniz’in yeşil kalbi Ordu, son günlerde doğanın hırçın yüzüyle karşı karşıya kaldı. Bölgede üç gündür aralıksız devam eden sağanak yağışlar, toprak yapısının hassas dengesini bozarak büyük bir heyelan felaketine yol açtı. Sabaha karşı meydana gelen toprak kayması sonucunda, mahalleye ulaşımı sağlayan ana yol tamamen çökerken, bölge adeta dünyadan izole bir hale geldi. Heyelanın şiddetiyle birlikte iki ev ve bir halı saha yerle bir olurken, bir evin ise yan yattığı bildirildi. Birçok yapıda oluşan derin çatlaklar, tehlikenin boyutunu ve doğanın gücünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Toprak Suya Doydu: Ordu’da Ekolojik Hassasiyet
Ordu’nun dik yamaçları ve engebeli coğrafyası, aşırı yağışlarla birleştiğinde maalesef bu tür doğal afetlere zemin hazırlıyor. Olay yerinde incelemelerde bulunan Ordu Valisi Muammer Erol, toprağın artık suya doyduğunu ve kütlesel hareketlerin kaçınılmaz hale geldiğini vurguladı. Vali Erol, özellikle yüksek kesimlerdeki kar kütlelerinin hızlı erimesi durumunda dere yataklarının taşabileceği ve yeni toprak kaymalarının tetiklenebileceği konusunda halkı uyardı. Karadeniz Bölgesi’nin jeolojik yapısı, killi toprak tabakası nedeniyle suyu hapsetme eğilimindedir; bu da belirli bir doygunluktan sonra devasa toprak kütlelerinin yer değiştirmesine neden olur.
Bölgede güvenliği sağlamak amacıyla AFAD, jandarma ve belediye ekipleri koordineli bir çalışma başlattı. Heyelanın yaşandığı bölgede daha önceden de hareketlilik gözlemlenmiş ve dört hane için tahliye kararı alınmıştı. Ancak son felaket, riskli alanların genişlediğini gösterdi. Türkiye’de bu tür afet durumlarında izlenen hukuki ve idari süreç, AFAD’ın detaylı incelemesi ve hazırlanan “hasar tespit tutanakları” ile ilerler. Hak sahipliği sürecinde, vatandaşların mağduriyetinin giderilmesi için valilik bünyesinde oluşturulan komisyonlar, adli ve idari raporları değerlendirerek devlet desteğinin yolunu açar.
Afet Yönetimi ve Toplumsal Bilinç
Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar, ekiplerin önceden aldığı önlemler sayesinde büyük bir can kaybının önüne geçildiğini ifade etti. Ancak maddi hasar oldukça büyük. Evi, ahırı ve arı kovanları zarar gören Abdulkadir Yirmibeşoğlu’nun yaşadığı kayıp, bizlere doğayla uyumlu bir şehircilik anlayışının ne kadar elzem olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Doğa odaklı bir perspektifle, dere yataklarının önünün kapatılmaması ve bitki örtüsünün tahrip edilmemesi, bu tür felaketlerin etkilerini azaltmak için temel şarttır.
Gelecekte benzer acıların yaşanmaması adına, sadece kriz anında değil, krizden önce bilimsel verilere dayalı afet yönetimi stratejileri uygulanmalıdır. Ordu’da yaşanan bu acı tecrübe, iklim krizinin etkilerini daha sert hissettiğimiz bu dönemde, ekolojik dengeye saygılı yerleşim alanlarının hayati önemini bir kez daha kanıtlamıştır. Bölgedeki incelemeler devam ederken, güvenlik çemberi altındaki riskli binaların durumu titizlikle takip edilmektedir.






