1 Eylül 2025 tarihinde Kahramanmaraş’ın sakin sokaklarından biri olan Bahçelievler Mahallesi, ne yazık ki şiddetin karanlık gölgesiyle sarsıldı. Toplumun her kesimini derinden yaralayan bu trajik olayda, Onur Toy isimli genç, kaldırımda yürüdüğü sırada arkasından yaklaşan F.G. tarafından hain bir bıçaklı saldırıya uğradı. Kanlar içinde yere yığılan Toy’un yaşam mücadelesini kaybetmesi, sadece bir ailenin ocağına ateş düşürmekle kalmadı, aynı zamanda sokaklarımızdaki güvenlik ve toplumsal huzur algısını da bir kez daha ciddi şekilde sorgulattı.
Adalet Sarayında Gergin Yüzleşme
Olayın ardından kaçan ancak emniyet güçlerinin titiz çalışmasıyla kısa sürede yakalanan F.G. ve yanındaki arkadaşı E.Ç., nihayet hakim karşısına çıktı. Kahramanmaraş 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, ‘Kasten öldürme’ suçundan 15’er yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan sanıkların ifadeleri, duruşma salonunda soğuk rüzgarlar estirdi. Tutuklu sanık F.G., cezaevinden SEGBİS aracılığıyla katıldığı duruşmada, gerçekleştirdiği eylemi ‘bir anlık sinir’ olarak tanımlayarak kendini savunmaya çalıştı. Oysa yitip giden bir canın telafisi, hiçbir anlık duygu değişimiyle açıklanamayacak kadar ağır bir bedeldir.
İntikam mı Yoksa Planlı Bir Saldırı mı?
F.G.’nin savunması, toplumsal şiddetin kökenindeki ‘kendi adaletini sağlama’ yanılgısını bir kez daha gözler önüne serdi. Sanık, maktulün ablasını takip ederek rahatsız ettiğini, bu yüzden öfkesine hakim olamadığını iddia etti. Olayda kullandığı bıçağı ise kampa gitmek için bir seyyar satıcıdan aldığını belirten F.G., cinayetin planlı olmadığını öne sürdü. Ancak dosyadaki detaylar ve mahalle sakinlerinin beyanları, olayın sadece o ana sıkışmış bir tesadüf olup olmadığı konusunda büyük soru işaretleri barındırıyor. Şiddet, doğası gereği yıkıcıdır ve hiçbir haklı gerekçenin arkasına sığınılarak meşrulaştırılamaz.
Tanık Beyanları ve Mahalledeki Sessiz Bekleyiş
Duruşmada dinlenen tanıklardan B.G., maktul tarafından takip edildiğini doğrularken, herhangi bir fiziksel temas ya da resmi şikayeti gerektirecek bir durum yaşanmadığını ifade etti. Belki de davanın seyrini değiştirecek en dikkat çekici ifade, mahallenin market işletmecisi A.Ç.’den geldi. A.Ç., sanıkların olaydan günler önce dükkanının önünde bekleyerek ‘binadan seyrek saçlı birinin çıkmasını beklediklerini’ söylediklerini aktardı. Bu tanıklık, şiddetin bir anda patlak veren bir doğadan ziyade, içten içe büyüyen ve beslenen bir nefretin sonucu olabileceğini düşündürüyor.
Şehrin Dokusu ve Güvenli Sokaklar İhtiyacı
Bir doğa ve yaşam savunucusu olarak, şehirlerimizi sadece binalar ve yollar olarak değil, birbirine saygıyla bağlı insanların oluşturduğu canlı birer organizma olarak görüyorum. Sokaklardaki şiddet, bu organizmanın en ağır hastalığıdır. Onur Toy’un hayatını kaybetmesi, toplumsal ekosistemimizdeki empati ve diyalog eksikliğinin acı bir yansımasıdır. Mahkeme heyeti, F.G.’nin tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Adaletin tam ve eksiksiz tecelli etmesi, sadece maktulün acılı ailesi için değil, sokaklarda korkusuzca yürümek isteyen her bir birey için en temel ihtiyaçtır.






