Ankara’nın soğuk gecelerinden birinde, bir müzisyenin sahnedeki son anları, tüm ülkenin yüreğini dağlayan bir cinayetin başlangıcı olmuştu. Yıl 2022’ydi, Çankaya’da bir eğlence mekanında, sadece bir şarkı isteği yüzünden kopan fırtına, genç müzisyen Onur Şener’in hayatına mal olmuştu. Boğazı cam bardakla hunharca kesilerek susturulan o sesin yankısı, adalet arayışıyla yıllarca sürecek bir davanın fitilini ateşledi. Toplum vicdanını derinden sarsan bu olayda, her duruşma, her temyiz süreci, bir kez daha o gece yaşanan dehşeti gözler önüne serdi. Şimdi, tam da bu uzun bekleyişin sonunda, Yargıtay’dan gelen kararla Onur Şener cinayeti davası nihayet bir sonuca ulaştı. Ancak bu karar, aranan adaletin tam karşılığı mı, yoksa vicdanlarda yeni sorular mı bıraktı?
Dehşet Gecesi ve İlk Yargılama Süreci
O karanlık gece, 2 Ekim 2022’de, sahnedeki emeği ve sanatı hiçe sayılan Onur Şener’in yaşamı, anlamsız bir şiddetin kurbanı oldu. Bir şarkı isteğinin reddedilmesiyle başlayan tartışma, vahşice bir saldırıya dönüştü. Olayda bakanlık iş müfettişi İlker Karakaş, Ali Gündüz, savunma sanayii elektrik mühendisi Semih Soyalp ile Gözde Gündüz ve Jale Erberk isimli şahıslar sanık sandalyesine oturdu. Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, tutuklu sanıklar İlker Karakaş ve Ali Gündüz ‘Kasten öldürme’ suçundan müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Ancak bu cezalar, mahkemenin takdir indirimiyle 25’er yıla düşürüldü. Toplumun gözü kulağı bu davadayken, tutuklu sanık Semih Soyalp ile tutuksuz yargılanan Gözde Gündüz ve Jale Erberk ise delil yetersizliği gerekçesiyle beraat etti. Bu karar, ilk aşamada kamuoyunda farklı tepkilere yol açmıştı.
Temyiz Yolu ve Hukuk Sürecinin Karmaşası
Hukuk mücadelesi, yerel mahkemenin kararıyla bitmedi. Dava, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’ne taşındı. Bu aşamada, sanık İlker Karakaş’a verilen 25 yıl hapis cezası hukuka uygun bulundu ve onandı. Ancak sanık Ali Gündüz’ün cezası değişti; ‘Kasten öldürme’ suçundan verilen 25 yıl hapis kaldırıldı, yerine ‘Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma’ suçundan 12 yıl hapis cezası verildi. Daha önce beraat eden Semih Soyalp hakkında ise verilen beraat hükmü bozuldu ve o da aynı suçtan 10 yıl hapse mahkum edilerek tutuklandı. Gözde Gündüz ve Jale Erberk’in beraat kararları ise bu aşamada da korundu. Her yeni mahkeme safhası, kararlarda farklılaşmalara neden olarak, adalet arayışının ne denli çetrefilli olabileceğini bir kez daha gösterdi.
Yargıtay’ın Yeniden Yargılama Kararı ve Son Kararlar
Dosya, bu kez ülkenin en yüksek yargı organı olan Yargıtay 1. Ceza Dairesi’nin önüne geldi. Yargıtay, İlker Karakaş’a verilen 25 yıl hapis cezasını ve Jale Erberk ile Gözde Gündüz hakkındaki beraat kararlarını onadı. Ancak Ali Gündüz ve Semih Soyalp’e verilen ‘Kasten yaralama sonucu ölüme neden olma’ cezalarını bozdu. Bu bozma kararı üzerine, Gündüz ve Soyalp hakkında geçen Temmuz ayında yeniden yargılama yapıldı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi’nde gerçekleşen bu yargılamada, Ali Gündüz, ‘Kasten öldürmeye yardım’ suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası aldı. Semih Soyalp ise aynı suçtan, takdiri indirimle 7 yıl 9 ay 22 gün hapse mahkum edildi. Her iki sanığın da tutukluluk hallerinin devamına hükmedildi. Bu kararlar, cinayet davasının seyrini bir kez daha değiştiren önemli dönemeçlerdi.
Vicdanlarda Yankılanan Son Hüküm
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, yeniden yapılan yargılama sonrası verilen kararları titizlikle inceledi. Kararda, yargılama sürecinde usul ve yasalara aykırı bir durum bulunmadığı, delillerin eksiksiz toplandığı ve mahkemenin kanaatinin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu vurgulandı. Yargıtay, sanıkların eylemlerinin, doğrudan ‘kasten öldürme’ değil, suçun işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak suretiyle gerçekleştiğini tespit etti. Bu nedenle, ‘kasten öldürmeye yardım etme’ suçunun doğru uygulandığına kanaat getirildi. Ayrıca, ‘canavarca hisle öldürme’ gibi daha ağır nitelikli hallerin oluştuğuna dair yeterli kanıt bulunmadığına dikkat çekildi. Maktulden sanıklara yönelen haksız tahrik eylemlerinin varlığı kabul edilerek, uygulanan indirim oranları da yerinde bulundu. Semih Soyalp hakkında takdiri indirim uygulanırken, Ali Gündüz hakkında bu indirimin yapılmaması da hukuka uygun görüldü. Toplumun adalet beklentisi ile hukukun teknik yorumu arasındaki ince çizgide, bu kararlar, Onur Şener’in ailesinin ve onu sevenlerin yüreğindeki acıyı dindirirken, bazı soru işaretlerini de beraberinde getirmiş olabilir.
Tüm bu çetrefilli yargılama süreçleri ve temyiz başvuruları neticesinde, Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Ali Gündüz hakkında ‘Kasten öldürmeye yardım’ suçundan verilen 9 yıl 4 ay 15 gün, Semih Soyalp hakkında ise aynı suçtan takdiri indirimle verilen 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasını oy birliğiyle onadı. Sanıkların tahliye talepleri reddedildi ve böylece Onur Şener cinayetine ilişkin verilen hapis cezaları kesinleşmiş oldu. Bir müzisyenin acı sonuyla başlayan bu uzun soluklu adalet arayışı, yıllar sonra nihai bir karara bağlanmış olsa da, ardında tarifsiz bir acı ve toplumsal bellekte derin izler bırakmaya devam ediyor.






