Doğa Kuralları Betonun Vaatlerini Geçersiz Kıldı
Halitpaşa Mahallesi’nde yer alan Tahtalı Park Evleri sakinleri, bugün modern şehircilik anlayışının beton bloklarla kurduğu o meşhur güven illüzyonunun çatırdayarak yıkılışına şahitlik etti. Saat 13.00 sularında, gökyüzünden süzülen sıradan bir bahar yağmuru, yaklaşık 8 metre yüksekliğindeki devasa bir istinat duvarının ‘artık bu yükü taşıyamıyorum’ demesi için yetti de arttı bile. Sitenin D bloğunda meydana gelen çökme, sadece bir inşaat kusuru değil, aynı zamanda insanın doğayı dizginleme çabasındaki o kibirli yenilgisinin de resmi oldu. Beton yığınları büyük bir gürültüyle sitenin bahçesine yığılırken, park halindeki iki otomobil saniyeler içinde metal yığınına dönüştü.
Pencere Yerine Beton Duvara Bakmak
İhbar üzerine bölgeye adeta bir kurtarma ordusu sevk edildi; itfaiye, polis ve AFAD ekipleri güvenlik şeritlerini çekerek kaosu kontrol altına almaya çalıştı. Ancak asıl trajik manzara, çöken duvarın bloğun ilk iki katını tamamen kapatmasıyla ortaya çıktı. Düşünün ki, sabah kahvenizi içtiğiniz o ferah salonun manzarası, bir öğleden sonra ansızın soğuk ve ruhsuz bir beton yığınına dönüşüyor. Risk o kadar büyüktü ki, yetkililer tereddüt etmeden bu iki kattaki dairelerin tahliyesine karar verdi. Evlerini terk etmek zorunda kalan vatandaşlar, ‘güvenli sığınak’ olarak satın aldıkları dairelerin birer risk merkezine dönüşmesini izlemekle yetindi.
Sistem Açığı: Mühendislik mi Yoksa İhmal mi?
Mesele sadece bir duvarın yıkılması değil; asıl mesele, bu kadar yüksek ve kritik bir yapının, normal bir yağış periyodunda nasıl bu kadar kolay teslim olabildiği. Toprak ve taş parçalarının hala düşmeye devam ettiği bölgede, çökme riskinin sürdüğü belirtiliyor. Bu durum, ‘zemin etüdü’ ve ‘statik hesaplama’ gibi terimlerin, inşaat tabelalarındaki süslü kelimelerden öteye geçip geçmediğini sorgulatıyor. Modern siteler inşa edilirken, sadece manzara ve konfor pazarlanıyor; ancak toprağın baskısını tutması gereken o devasa istinat duvarlarının dayanıklılığı, genellikle bir felaket anına kadar kimsenin gündemine girmiyor.
Mağduriyetin Ötesinde Bir Belirsizlik
Şu an bölgede sessiz bir bekleyiş hakim ancak bu sessizlik, altında yatan büyük soruyu bastırmaya yetmiyor: Bu insanlar evlerine ne zaman dönebilecek? Tahliye edilen aileler için geçici çözümler üretilse de, mülkiyet güvenliğinin bu kadar kırılgan olduğu bir sistemde ‘yuva’ kavramı ciddi bir darbe alıyor. AFAD ekiplerinin yapacağı teknik incelemelerden sonra duvarın geri kalanı için ne yapılacağı netleşecek. Fakat görünen o ki, Mudanya’nın bu dik yamaçlarında yükselen lüks konutlar, doğanın basit bir hamlesiyle her an birer ‘kâğıttan kule’ye dönüşme potansiyeli taşıyor. Sistemin bu açığını kapatmak ise sadece yeni bir duvar örmekle mümkün olmayacak gibi görünüyor.






