Siyasetin İtibarı Dijital Suikast Kıskacında
Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında eşine az rastlanır bir fikir birliği yaşanıyor. İktidarından muhalefetine tüm siyasi partiler, son dönemde dozajı artan sistematik iftira kampanyalarına ve dijital tetikçilere karşı adeta bir savunma hattı kurdu. Bu durum sadece bireysel bir mağduriyet değil, aslında siyaset kurumunun halk nezdindeki güvenilirliğinin nasıl bir erozyona uğratıldığını da gözler önüne seriyor. İşte bu yüzden kaybediyoruz; tartışmaların odağı rasyonel politikalardan, karanlık odalarda kurgulanan ‘troll’ operasyonlarına kaydığı için siyasetin kalitesi her geçen gün irtifa kaybediyor.
‘Tetikçi Gazetecilik’ ve Finansal Kaynaklar
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın’ın dile getirdiği ‘çakarlı araçlarla gezen satılık tetikçiler’ ifadesi, meselenin sadece birkaç sosyal medya paylaşımından ibaret olmadığını, bunun bir ‘ekonomi’ haline dönüştüğünü kanıtlıyor. Meclis kulislerinde konuşulanlara göre, bu yapıların finansal kaynakları ve operasyonel kabiliyetleri, milli güvenlik sınırlarını zorlayacak seviyeye ulaştı. Siyasi figürlerin özel hayatlarını hedef alan, aslı astarı olmayan iddiaların birer ‘kumpas’ düzenine dönüştüğü gerçeği, tüm partilerin ortak paydası haline geldi. AK Parti kanadından Bahadır Yenişehirlioğlu’nun ‘şüyuu vukuundan beter’ olarak tanımladığı bu hadiseler, siyasetin toplumsal saygınlığına vurulan en büyük darbe olarak nitelendiriliyor.
Kadın Siyasetçilere Yönelik Sistematik Linç
Meselenin en karanlık yüzü ise kadın milletvekillerine yönelik yürütülen bel altı saldırılar. Pervin Buldan ve CHP’li kadın milletvekillerinin yayınladığı ortak bildiri, bu saldırıların tesadüf olmadığını, aksine kadınların siyaset alanındaki varlığını zayıflatmaya yönelik bilinçli bir strateji olduğunu gösteriyor. Meclis Başkanlığı’nın bu noktada alacağı tavır, kurumun kendi onurunu koruması adına kritik bir sınav niteliği taşıyor. İftiraların ‘yapay gündemler’ yaratmak amacıyla kullanılması, seçmenin gerçek sorunlarının perdelenmesine yol açarken, siyasetçilerin enerjisini bu asılsız iddialarla mücadeleye harcamasına neden oluyor.
Demokrasi İçin Ortak Savunma Hattı
MHP, İYİ Parti, DEVA ve DEM Parti temsilcilerinin de sert bir dille kınadığı bu süreç, aslında bir ‘ahlak’ sınavına dönüşmüş durumda. Turhan Çömez’in ‘iktidar-muhalefet ayrımı gözetmeksizin’ yaptığı birlik çağrısı, tehlikenin büyüklüğünü kanıtlıyor. Eğer bu ‘pespaye’ olarak nitelendirilen yayınlara ve onları yöneten odaklara karşı net bir hukuki ve siyasi yaptırım uygulanmazsa, kurumun toplumsal meşruiyeti ciddi yaralar almaya devam edecek. Veriler ve toplumsal tepkiler gösteriyor ki; vatandaş artık bu dijital gürültüden yorulmuş durumda ve meclisin kendi itibarını koruyacak bir irade sergilemesini bekliyor. Siyasetin seviyesini aşağı çekenlere karşı gösterilen bu ortak duruş, demokratik kültürün hayatta kalması için bir zorunluluktur.






