MENÜ
25 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 46,5271 ▲ %0,02
EURO 53,0255 ▲ %0,25
ALTIN 5.938,53 ▼ %0,70

Maraş Saldırısında Kan Donduran İfade: 5 Silah ve Sırlar

Kilitli Maraş Sandıkları ve Saklanan Silahlar

Kahramanmaraş’ta infial yaratan okul saldırısının ardından yürütülen soruşturmada, saldırgan İsa Aras Mersinli’nin babası Uğur Mersinli’nin ifadesi gün yüzüne çıktı. Ankara’nın soğuk koridorlarında yankılanan bu ifade tutanakları, aslında bir ailenin gözleri önünde büyüyen felaketin ayak seslerini nasıl duyamadığını da gözler önüne seriyor. Baba Mersinli, silahlarını yatak odasındaki kilitli ‘Maraş sandıklarında’ muhafaza ettiğini savunuyor. Ancak o sandıkların kilitleri, oğlunun teknoloji merakı ve internetten öğrendiği yöntemler karşısında çaresiz kalmış. Evdeki 7 ruhsatlı silahtan 5’ini yanına alarak yola çıkan bir gencin, o sandıkları nasıl açtığı ise hâlâ bir muamma.

“İngilizce Konuşuyor, Savaş Oyunları Oynuyordu”

Dosyaya giren detaylara göre, saldırgan genç sadece kendi dünyasında yaşayan, dijital labirentlerde kaybolmuş bir profil çiziyor. Babanın ifadesindeki en dikkat çekici noktalardan biri, oğlunun bilgisayar başında sürekli İngilizce konuşarak çevrim içi savaş oyunları oynaması. Üstelik baba, İngilizce bilmediği için oğlunun bu ‘interaktif’ dünyada kimlerle, neler konuştuğunu asla anlayamamış. VIP bağlantılar ve şifreli cihazlar arasında kurulan bu gizli yaşam, bir babanın ‘öf ya’ şeklindeki geçiştirmelerle kapısından döndüğü bir sır küpüne dönüşmüş. Emniyet psikologlarının ‘çok zeki’ bulduğu, ancak özel bir uzmanın ‘toplumla uyum sorunu yaşayabilir’ dediği o ince çizgi, maalesef bu saldırıyla aşılmış.

Poligondaki ‘Hatıra’ Fotoğrafları Felakete mi Yol Açtı?

İfadede yer alan en çarpıcı itiraflardan biri de babanın, oğlunun silaha olan merakını ‘köreltmek’ adına attığı o tartışmalı adım. Silahı bir ‘kültür’ parçası olarak anlatan baba, oğlunun ısrarları üzerine onu emniyetin poligonuna götürerek atış yaptırmış. Hatta o anları ‘hatıra kalsın’ diye videoya çekip oğluna göndermiş. Ancak bu hamle, gencin merakını dindirmek yerine, saldırı planının bir provasına dönüşmüş gibi görünüyor. Poligonda çekilen o fotoğrafların arkadaş çevresinde bir ‘hava atma’ unsuru olarak kullanılması, saldırı öncesi motivasyonun nasıl sağlandığına dair ürpertici bir ipucu veriyor. Babanın ‘silah hevesini ötelemek için umut sattım’ dediği o süreç, ne yazık ki ters tepmiş.

Eğitimdeki Kopukluk ve Sosyal İzolasyon

Saldırganın son 8 yıllık eğitim hayatının sadece 3 yılını okul sıralarında geçirebilmiş olması, meselenin sadece bireysel değil, toplumsal bir travma boyutunu da ortaya koyuyor. Pandemi kısıtlamaları ve ardından bölgeyi sarsan deprem felaketi, zaten içine kapanık ve ‘dakikası dakikasına uymayan’ bir genci sosyal hayattan tamamen koparmış. Baba Mersinli’nin ‘okulda sana zorbalık yapan var mı?’ sorusuna aldığı ‘hayır’ yanıtı, aslında derin bir iletişimsizliğin ve sessizliğin kanıtı gibi. Ankara bürokrasisi şimdi bu dosyayı incelerken sadece bir suç dosyasını değil, dijital dünyanın karanlığında kaybolan bir neslin nasıl korunacağını da tartışıyor. Kilitli sandıkların bile koruyamadığı bu trajedi, bireysel silahlanma ve aile içi denetim konusunda çok sert bir ders niteliği taşıyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir