MENÜ
03 Haziran 2026 Çarşamba
DOLAR 45,9632 ▲ %0,04
EURO 53,3856 ▼ %0,19
ALTIN 6.585,17 ▼ %0,70

Manavgat’ta Rüşvet Dosyası: Baklava Kutusu ve Altınlar

Manavgat Belediyesinde Yolsuzluk Çarkı Davası

Antalya’nın turizm kalbi Manavgat’ta, belediye yönetiminin en tepesinden başlayıp iş dünyasına uzanan dev rüşvet davasında dördüncü perde açıldı. Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, görevden uzaklaştırılan eski Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara ve ‘baklava kutusunda rüşvet’ görüntüleriyle gündeme gelen eski Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter’in de aralarında bulunduğu 42 sanık hakim karşısına çıktı. Olayın sıradan bir yolsuzluk iddiasının ötesine geçmesi, bir tarım deposunda ele geçirilen külçe altınlar ve dövizlerle başladı.

Soruşturmanın derinleşmesiyle birlikte ortaya çıkan tablo, bir turizm kentinde imar ve ruhsat işlemlerinin nasıl bir rant kapısına dönüştürüldüğünü gözler önüne seriyor. İddianameye göre, otel tadilatlarından inşaat ruhsatlarına kadar pek çok işlem, ‘hizmet bedeli’ veya ‘bağış’ adı altında kurulan bir sistemle ancak çözülebiliyordu. Peki, bir belediye başkanı neden 69 yıla kadar hapis istemiyle yargılanır ve bu kadar büyük meblağlar neden bankalar yerine zirai depolarda saklanır? İşte davanın en kritik savunmaları bu soruların gölgesinde yapıldı.

Eski Başkan Kara: “Vicdanım Rahat, Tapularım Var”

Duruşmada söz alan Niyazi Nefi Kara, hakkındaki suç örgütü kurma ve rüşvet suçlamalarını kesin bir dille reddetti. Mal varlığına yönelik iddialara değinen Kara, evinin parasını kendi kazancıyla ödediğini savunarak, “Devletin tapu senedine mi yoksa asılsız beyanlara mı inanacaksınız? Ben bu evi alın terimle aldım. Çocuklarımın yüzüne rahat bakıyorum” ifadelerini kullandı. Ancak mahkeme heyetinin ve kamuoyunun odağında, belediye içinde kurulduğu iddia edilen ve rüşvet gelirlerini paravan şirketler üzerinden akladığı öne sürülen o karmaşık yapı duruyor.

Kara’nın eşinin yeğeni ve eski belediye başkan yardımcısı Sıla Ceyhan Berkaya ise savunmasında, belediyedeki 15 yıllık köklü bir yapıya dikkat çekti. İmar işlerinden sorumlu olmasına rağmen iş yeri açma ruhsatlarıyla bir ilgisi olmadığını iddia eden Berkaya, bazı otel sahiplerinin ayrıcalıklı muamele gördüğü iddialarına karşı çıkarak suçsuz olduğunu savundu. Berkaya’nın savunması, belediye içindeki yetki karmaşasının ve bürokratik hiyerarşinin rüşvet iddialarında nasıl bir kalkan olarak kullanıldığını tartışmaya açtı.

Zirai Depoda Saklanan Servet ve İddianame

Davanın en sarsıcı delillerinden biri, bir tarım deposuna gizlenmiş 3 kilogram külçe altın, 500 bin euro ve 153 bin dolardı. Savcılık, bu paraların belediyedeki usulsüz işlemlerden elde edilen rüşvet geliri olduğunu iddia ediyor. İddianamede, rüşvetin sadece nakit olarak değil, ‘baklava kutuları’ içinde veya paravan şirketlere yapılan ödemelerle ‘yasallaştırılmaya’ çalışıldığı ayrıntılarıyla yer alıyor.

Tutuklu sanık Mehmet Engin Tüter ise 10,5 aydır hücrede olduğunu belirterek, rüşvet suçlamasına konu olan o meşhur video karesi yüzünden mağdur edildiğini öne sürdü. Tüter’in “Rüşvet olsa bile yattığım süreyle cezamı çektim” şeklindeki savunması, duruşma salonunda soğuk rüzgarlar estirdi. Mahkeme, sanıkların tutukluluk hallerinin devamına karar vererek duruşmayı yarına erteledi. Manavgat halkı ve Türkiye kamuoyu şimdi şu sorunun yanıtını bekliyor: Bu sadece birkaç kişinin suçu mu, yoksa kurumsallaşmış bir yolsuzluk düzeninin ifşası mı?

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir