Mahalle Arasında Kurbanlık Kamyoneti Dehşeti
Ankara’nın Çubuk ilçesinde yine yürekleri dağlayan, yine ihmallerin ve denetimsizliğin kol gezdiği bir trafik cinayeti yaşandı. Barbaros Mahallesi Çay Sokak’ta meydana gelen olayda, dedesiyle birlikte en güvenli olması gereken yerden, yani parktan evine dönen küçük Yakup Can Y., bir kamyonetin altında kalarak hayata gözlerini yumdu. Sorumsuzluğun, dar sokaklardaki kontrolsüz hızın bedelini maalesef yine bir çocuk ödedi. Şehrin göbeğinde, çocukların oyun alanlarının dibinde bu tür ağır vasıtaların fink atması artık kabul edilebilir bir durum değil.
Park Çıkışında Ölüm Pusu Kurdu
Olayın detayları, kentleşme ve trafik düzeni konusundaki vurdumduymazlığımızı bir kez daha tokat gibi yüzümüze vuruyor. Henüz oyun çağındaki Yakup Can, dedesinin elini tutup parkın neşesiyle eve doğru adım atarken, kurbanlık hayvan yüklü 06 EET 501 plakalı o ölüm makinesiyle burun buruna geldi. Sürücü A.İ.A.’nın yönetimindeki kamyonet, iddialara göre aniden yola fırlayan çocuğa çarptı. Peki, o kamyonetin o saatte, o dar mahalle arasında, çocukların cirit attığı bir parkın dibinde ne işi vardı? Sürücülerin sokak aralarında sanki otobandaymış gibi araç kullanmalarının hesabını kim verecek?
Denetimsizlik ve Dar Sokakların Bedeli
Hemen her yıl benzer trajedileri izliyoruz. Hayvan sevkiyatı yapan araçların mahalle aralarına pervasızca girmesi, daracık sokakları ana arter gibi kullanması artık canımıza tak etti. Çay Sokak gibi dar, görüş mesafesinin kısıtlı olduğu ve çocuk yoğunluğunun tavan yaptığı bir noktada bu ağırlıktaki araçların hız yapması resmen cinayete davetiyedir. Sokak başlarına konulmayan bariyerler, denetlenmeyen hız limitleri ve mahalle içine giren ağır tonajlı araçlar bu kazanın asıl hazırlayıcılarıdır. Kazanın ardından ağır yaralanan talihsiz çocuk, apar topar Halil Şıvgın Çubuk Devlet Hastanesi’ne kaldırılsa da yapılan hiçbir müdahale onu hayata döndürmeye yetmedi. Bir ailenin ocağına ateş düştü, bir mahalle yasa boğuldu.
Sorumlular Hesap Vermeli
Polis ekipleri kamyonet sürücüsünü gözaltına aldı, soruşturma başlatıldı ancak giden can geri gelmiyor. Şehir plancıları, trafik denetçileri ve yerel yönetimler artık şunu anlamalı: Mahalle araları lojistik üssü değildir! Parkların çıkışı, çocukların oyun alanları ağır vasıtaların insafına bırakılamaz. Bugün Yakup Can’ın hayatını çalan bu sistem, yarın başka bir sokakta başka bir evladı hedef alacak. Bu kaçıncı kaza, bu kaçıncı ihmal? Vatandaş artık evinin önünde yürürken bile can güvenliğinden endişe eder hale geldi. Adli mercilerin bu olayda sadece sürücüyü değil, o kamyonun o sokağa girmesine ve kontrolsüzce hareket etmesine göz yuman her türlü ihmali sorgulaması şarttır. Mahalle sakinleri ise haklı olarak soruyor: Bir canın gitmesi için daha kaç uyarının yapılması gerekiyor?






