Antalya’nın ruhu, tarihin taşla hayat bulduğu kadim Kaleiçi, bugünlerde estetik bir restorasyon ile ticari sürdürülebilirlik arasında keskin bir yol ayrımında. Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun (AKVKBK) aldığı radikal karar, bölgenin mimari siluetini koruma altına almayı hedeflerken, binin üzerindeki işletmeyi derin bir belirsizliğe sürükledi. Kurulun Ekim 2024 tarihli düzenlemesiyle, tarihi duvarlara monte edilen tentelerden sokaklara taşan buzdolaplarına, işgal niteliğindeki her türlü teşhir ünitesinden tabelalara kadar tüm unsurların kaldırılması için düğmeye basıldı. Muratpaşa Belediyesi zabıta ekiplerince tebliğ edilen 15 günlük süre dolarken, esnaf bir yanda yasal zorunluluklara uyma çabası, diğer yanda ticari hayatiyetini kaybetme korkusu yaşıyor.
Geleceğe Miras Bırakırken Yaşayan Dokuyu Unutmamak
Kurul kararının temelinde, Kaleiçi’nin geleneksel mimari dokusunu perdeleyen, görsel kirlilik yaratan ve kültür varlıklarına zarar veren müdahalelerin önüne geçilmesi yatıyor. Ancak 30 yıllık mesleki tecrübemizle biliyoruz ki; koruma projeleri, içindeki insanla ve ekonomik ekosistemle barışık yürütülmediğinde beklenen sonuçları vermez. Antalya Turistik Otelciler ve Pansiyoncular Birliği (ANTOB) Başkanı Alp Özel’in hatırlattığı 1970’li yıllardaki “katı kurul kararları” nedeniyle bölgenin terk edilmesi hafızalardaki tazeliğini koruyor. Altyapının olmadığı, modern yaşam standartlarının tarihi binalara entegre edilemediği o dönemde halk, bölgeyi terk ederek Kaleiçi’ni bir ören yerine dönüştürmüştü. Bugün atılan adımların, Kaleiçi’ni yeniden bir “hayalet mahalleye” dönüştürmemesi için ortak bir akıl gerekiyor.
Venedik Modeli: Estetik ve Ticaretin Uzlaşı Noktası
Esnafın en büyük sancısı, Kaleiçi yapılarının doğası gereği vitrinsiz oluşu. Teşhir imkanı elinden alınan hediyelik eşyacıdan, güneş ve yağmura karşı korumasız kalan markete kadar herkes aynı soruyu soruyor: “Nasıl fark edileceğiz?” Bu noktada ANTOB’un sunduğu Venedik örneği, küresel ölçekteki koruma-kullanma dengesini işaret ediyor. Venedik’te 500 yıllık binalar, belirli akslar üzerinde ticaret ve sergi izinleriyle canlı tutuluyor. Antalya Valiliği ve ilgili belediyelere sunulacak olan rapor, esnafın bükülen belini doğrultacak bir çözüm önerisi içeriyor. Sadece “kaldır” demek yerine, “bu şekilde sergile” diyen bir projenin eksikliği tüm taraflarca hissediliyor. Geleceğe miras bırakılan sadece taş duvarlar değil, o duvarların arasındaki yaşam kültürüdür. Kaleiçi’nin kaderi, yasaklarla değil, estetik ve işlevselliği buluşturan modern bir planlamayla aydınlanacaktır.






