Kör Saatte Gelen İhmaller Zinciri
Türkiye’nin ulaşım istatistiklerinde en riskli zaman dilimi olarak kodlanan sabahın ilk ışıkları, İznik-Orhangazi karayolunda bir kez daha acı bir tabloyu karşımıza çıkardı. Çakırca Mahallesi mevkisinde, saat 05.30 sularında meydana gelen kaza, sadece basit bir ‘direksiyon hakimiyeti kaybı’ değil; derinlemesine incelenmesi gereken kronik bir ulaşım hatasının sonucudur. Özel bir şirkete ait 16 H 1803 plakalı yolcu minibüsünün kontrolden çıkarak şarampole devrilmesiyle sonuçlanan olayda, ilk belirlemelere göre 12 kişi yaralanırken, bir vatandaşımız aracın altında kalarak yaşamını yitirdi.
Neden Hep Aynı Saatlerde Kaybediyoruz?
Veri odaklı bir bakış açısıyla yaklaştığımızda, bu kazanın gerçekleştiği saatin tesadüf olmadığını net bir şekilde görüyoruz. İnsan biyolojisinin en düşük direnç seviyesinde olduğu, ‘sirkadiyen ritim’ kaybının zirve yaptığı bu saatlerde yapılan personel taşımacılığı, yorgunluk ve dikkat dağınıklığı riskini istatistiksel olarak yüzde 40 oranında artırıyor. İznik-Orhangazi gibi virajlı ve sabah saatlerinde yüzey nemliliğinin arttığı yollarda, şoförlerin dinlenme sürelerinin denetlenmemesi bu trajedilere zemin hazırlıyor. İşte bu yüzden kaybediyoruz; çünkü ‘kaza’ dediğimiz olgu, aslında birer veri hatası ve denetim boşluğunun sonucudur. Eğer araçlarda yorgunluk algılama sistemleri veya dijital takograf denetimleri katı şekilde uygulansaydı, bugün bir can kaybı yerine güvenli bir varıştan bahsediyor olacaktık.
Bölge Yolunun Güvenlik Karnesi Zayıf
Kazanın meydana geldiği Çakırca geçişi, bölge sakinlerinin ve yol güvenliği uzmanlarının defalarca dikkat çektiği bir nokta. Yolun geometrik yapısı ile sabah saatlerindeki zemin koşulları birleştiğinde, minibüs tipi araçlar için adeta bir savrulma tuzağı oluşuyor. Jandarma, sağlık ve itfaiye ekiplerinin olay yerine saniyelerle yarışarak ulaşması, can kaybının artmasını engellemiş olsa da asıl soru yanıtsız kalıyor: Bu yollar ne zaman teknik standartlara uygun hale getirilecek? Yaralıların çevredeki hastanelerde tedavi altına alındığı ve durumlarının ciddiyetini koruduğu bildiriliyor. Bu noktada hastane kapasiteleri ve acil müdahale hızımız bir başarı gibi görünse de asıl başarı kazanın hiç yaşanmamasıdır.
Sorumluluk Zinciri ve Çözüm Beklentisi
Olay yerinde yapılan ilk tahkikatlar, minibüsün devrilme açısının ve sürüklenme mesafesinin hız limitleriyle olan ilişkisini mercek altına alıyor. Sadece sürücüyü suçlamak, meselenin köküne inmemizi engeller. Asıl sorgulanması gereken; bu personeli taşıyan şirketin denetim mekanizmalarının ne kadar işlediği ve bu yoldaki bariyer teknolojilerinin neden yetersiz kaldığıdır. Vatandaşın can güvenliği, lojistik maliyetlerden daha değerli görülmediği sürece benzer haberleri okumaya devam edeceğiz. İznik-Orhangazi hattındaki güvenlik bariyerlerinin eksikliği ve aydınlatma sorunları, bu kaybın sadece bir ‘insan hatası’ olmadığını, aynı zamanda bir sistem ihmali olduğunu da kanıtlıyor.






