Sokaktaki Tehlikeye Karşı Adalet Arayışı
İzmir’in kalbi Alsancak’ta, 12 Temmuz 2024 günü aniden bastıran sağanak yağışın ardından hepimizin yüreğini ağzına getiren o görüntüler hala hafızalarda. Basit bir su birikintisi gibi görünen ancak altında ölümcül bir ihmal barındıran o noktada hayatını kaybeden Özge Ceren Deniz ve onu kurtarmak için bir saniye bile düşünmeden canını feda eden İnanç Öktemay için adalet çanları şimdi çok daha gür çalıyor. Valiliğin soruşturma izni vermesiyle birlikte, dosyanın memur statüsündeki İZSU üst yönetimi için ayrılan kısmı nihayet netleşti.
Üst Düzey Yönetim Hakim Karşısına Çıkıyor
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, aralarında İZSU Genel Müdürü Gürkan Erdoğan ve eski Genel Müdür Ali Hıdır Köseoğlu’nun da bulunduğu 6 üst düzey personel hakkında iddianameyi tamamladı. “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçlamasıyla hazırlanan dosya, kurumun en tepesinden saha mühendisine kadar uzanan bir sorumluluk zincirini işaret ediyor. Savcılığın her bir sanık için talep ettiği 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası, kamuoyunda “sorumluluk sadece sahada çalışan işçinin değil, yönetimindir” mesajı olarak algılandı. Bu gelişme, sokaktaki insanın belediye hizmetlerine duyduğu güvenin yeniden tesisi açısından kritik bir dönemeç niteliği taşıyor.
Kablolar, Mazgallar ve Koordinasyonsuzluğun Bedeli
Davanın geçmişine ve bilirkişi raporlarına baktığımızda, aslında bu facianın “geliyorum” dediği çok net görülüyor. Raporda, GDZ Elektrik’in kabloları yeterli derinliğe gömmediği, İZSU’nun ise mazgal yapımı sırasında bu kabloları yüzeye iyice yaklaştırdığı açıkça belirtilmişti. İki dev kurum arasındaki o meşhur koordinasyon eksikliği, ne yazık ki iki canın yitip gitmesine neden oldu. Vatandaş olarak sokakta yürürken bastığımız her adımın güvenli olduğundan emin olmak istiyoruz. Bu dava, teknik bir hatanın ötesinde, denetim mekanizmalarının nasıl işlemesi gerektiğini tüm Türkiye’ye hatırlatan bir ibret dosyasına dönüştü.
10 Temmuz’da Karar Vakti
Özge Ceren Deniz’in ailesinin avukatı Ayşe Sarıçiçek’in de vurguladığı gibi, ailenin ve kamuoyunun şikayeti kararlılıkla devam ediyor. Bugüne kadar 30 sanığın çeşitli hapis cezaları aldığı, bazı tahliyelerin yaşandığı karmaşık hukuki süreçte, şimdi gözler 10 Temmuz’daki duruşmaya çevrildi. İZSU yöneticilerinin de sanık sandalyesine oturacağı bu duruşma, benzer faciaların bir daha yaşanmaması adına caydırıcı bir emsal teşkil edebilir. Yağmurlu bir günde sadece karşıdan karşıya geçmek isteyen iki insanın başına gelenler, şehir yönetimindeki her bir birimin ne kadar hayati bir sorumluluk taşıdığını bir kez daha kanıtlıyor.






