Üniversite Koridorları Hareketli: İTÜ’de Güvenlik Krizi
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) kampüsünde yaşanan son olaylar, akademik camiada ve öğrenci velileri arasında büyük yankı uyandırdı. Gece yarısı öğrenci yurdunda fark edilen bir yabancının yarattığı panik, sadece bir güvenlik ihlali değil, aynı zamanda yönetim kademesinde ciddi bir sarsıntıyı da beraberinde getirdi. Öğrencilerin dikkati sayesinde yakalanan M.K. isimli şahıs, emniyet güçlerine teslim edilirken, olayın perde arkasındaki ihmaller zinciri de bir bir ortaya çıkmaya başladı. Ankara bürokrasisinin ‘zafiyet’ dediği şey, aslında öğrencinin can ve mal güvenliğinin emanet edildiği kapıların açık unutulmasıdır.
Sadece Bir İhlal Değil, Tam Bir Yönetim Zafiyeti
Rektör Prof. Dr. Hasan Mandal’ın yaptığı açıklamanın satır aralarına baktığımızda, durumun ‘basit bir sızma’ olmadığını görüyoruz. Ankara kulislerinde bu tür açıklamalar, genellikle birinin koltuğunun sallandığı anlamına gelir. Nitekim Rektör Mandal, diplomatik dili bir kenara bırakarak doğrudan sorumluları işaret etti. Resepsiyon ve güvenlik personelinin görevden alınması, üniversite yönetiminin bu konuda ne kadar baskı altında olduğunu ve hatayı kabullendiğini gösteriyor. ‘Hayasızca hareketler’, ‘özel hayatın gizliliği’ ve ‘konut dokunulmazlığı’ gibi ağır suçlamalarla adliyeye sevk edilen şüpheli, buzdağının sadece görünen kısmı.
Öğrenciler Ayakta: Güvenlik Duvarı Nerede Çöktü?
Yurt binaları, öğrencilerin en güvenli limanı olması gerekirken, M.K. isimli şahsın içeriye nasıl girdiği sorusu hala cevap bekliyor. İTÜ gibi köklü bir kurumda, turnike sistemlerinin, kamera ağlarının ve en önemlisi ‘insan faktörünün’ bu denli kolay aşılması, sistemin ne kadar kırılgan olduğunu kanıtladı. Öğrenciler, sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlarla tepkilerini dile getirirken, yönetimin attığı bu sert adımlar bir nebze olsun tansiyonu düşürmeye yönelik. Ancak asıl mesele, bu olay yaşanmadan önce neden önlem alınmadığı ve denetimlerin neden bu kadar gevşek tutulduğudur.
İTÜ Yönetiminden ‘Sıfır Tolerans’ Mesajı
Rektörlüğün başlattığı idari soruşturma, sadece o gece nöbetçi olan personelle sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Tüm kampüs genelinde güvenlik protokollerinin revize edilmesi, hatta belki de güvenlik mimarisinin baştan aşağı değiştirilmesi gündemde. Ankara’dan gelen bilgilere göre, YÖK’ün de bu tür güvenlik ihlalleri konusunda üniversiteleri mercek altına aldığı biliniyor. İTÜ’deki bu ‘temizlik’ operasyonu, diğer devlet üniversiteleri için de bir uyarı niteliği taşıyor. Rektörün ‘ilave tedbirler ivedilikle devreye alındı’ açıklaması, aslında ‘şimdiye kadar yapmadıklarımızı şimdi yapıyoruz’ demektir.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Adli süreç İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından titizlikle yürütülüyor. Şüphelinin alacağı ceza bir yana, üniversite içindeki soruşturmanın ucu daha üst makamlara dokunabilir. Velilerin en büyük beklentisi, yurtlardaki teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve personel seçiminde çok daha katı kriterlerin uygulanması. Rektör Mandal’ın ‘takipçisi olacağız’ sözü, hem ailelere bir güven aşılama çabası hem de olası yeni bir ihmale karşı personeline verilmiş son bir gözdağıdır. Önümüzdeki günlerde İTÜ kampüsünde çok daha sıkı kontrol noktaları ve yeni bir güvenlik düzeni görmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.






