İsrail Ordusu Deniz Kuvvetlerini Güçlendiriyor
İsrail basınından JNS’de yayımlanan güncel bir analizde, Tel Aviv’in gelecekte karşı karşıya kalabileceği güvenlik riskleri arasına Türkiye’yi de eklediği ileri sürüldü. Analizde, İsrail Silahlı Kuvvetleri’nin son dönemde deniz ve amfibi harekat yeteneklerini artırmak amacıyla attığı adımların, Türkiye ile gerçekleşebilecek olası askeri senaryolara karşı bir hazırlık niteliği taşıdığı savunuldu.
İsrail Savunma Bakanlığı’nın, son aylarda askeri envanterine “Triton” tipi beş adet hızlı amfibi çıkarma gemisi kattığı belirtildi. Bu yeni araçların, geçtiğimiz yıl Amerika Birleşik Devletleri’nden teslim alınan INS Nahshon ve INS Komemiyut çıkarma gemileriyle entegre edilerek İsrail’in deniz aşırı askeri sevkiyat gücünü önemli ölçüde artıracağı kaydedildi. Söz konusu deniz platformlarının; askeri personeli, hafif zırhlı araçları ve lojistik malzemeleri kıyı bölgelerine güvenli şekilde ulaştırma kabiliyetine sahip olduğu aktarıldı.
Savunma Sektöründe F-35 ve Hava Üstünlüğü Endişesi
Yayımlanan analizde, İsrail askeri ve güvenlik çevrelerinin son dönemde “potansiyel Türk cephesi” üzerine daha derin çalışmalar yürüttüğü iddia edildi. Bu duruma gerekçe olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, ABD Başkanı Donald Trump’tan Türkiye’nin F-35 savaş uçağı programına iade edilmesi konusunda aldığı üst düzey destek gösterildi. İsrailli güvenlik uzmanları, Türkiye’nin F-35 uçak filosuna yeniden kavuşması halinde İsrail’in bölgedeki mutlak hava üstünlüğünün doğrudan etkilenebileceği yönünde değerlendirmeler yapıyor.
Donanmalar Arasındaki Güç Dengesi
Türkiye’nin bölgedeki askeri deniz gücüne de geniş yer verilen analiz raporunda, Türk Donanması’nın envanterinde bulunan çok sayıda fırkateyn, çıkarma gemisi, modern denizaltı, füze botu ve insansız hava aracı taşıyabilen çok işlevli gemilerin Tel Aviv için ciddi bir güç dengesi unsuru olduğu ifade edildi. Türkiye’nin resmi bir NATO üyesi olduğu ve kağıt üzerinde “düşman ülke” statüsünde yer almadığı hatırlatılsa da, askeri analistler İsrail’in bu potansiyel askeri senaryoyu tamamen göz ardı edemeyeceğini vurguluyor. Olası bir doğrudan askeri tehdide karşı İsrail donanmasının tamamen yeniden yapılandırılmasının ise uzun yıllar alabileceği öngörülüyor.
Kaynak: Milliyet






