15 Mart: İslam Karşıtlığına Karşı Birleşik Ses
Her yıl 15 Mart, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ‘Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü’ olarak anılıyor. Bu anlamlı günün dördüncü yıl dönümünde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un sanal medya üzerinden yaptığı açıklamalar, kentlerimizin ve uluslararası toplumun karşı karşıya olduğu ciddi bir tehdide ışık tutuyor. Kurtulmuş, İslam karşıtlığının, nefret söyleminin ve ayrımcılığın sadece Müslümanları değil, tüm insanlığın ortak değerlerini hedef alan küresel bir tehlike olduğunu net bir şekilde hatırlattı. Bu durum, şehirlerimizde yaşayan farklı inanç ve kültürlerden insanların bir arada huzur içinde var olabilmesi için atılması gereken adımların ne denli hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
İslamofobinin Kapsamı ve Yıkıcı Etkileri
İslamofobi, basit bir ön yargıdan öte, Müslümanlara yönelik sistemli düşmanlık, ayrımcılık ve dışlama olarak tanımlanabilir. Bu küresel tehdit, özellikle günümüzde Gazze’de yaşanan trajik olaylar ve komşu ülkelerde artan gerilimlerle birlikte daha da belirgin hale geldi. Müslüman toplulukların hedef alındığı nefret dilinin, tüm insanlık için ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini gözlemlemek, hepimiz için kaygı verici. Özellikle Mescid-i Aksa’nın 15 gündür ibadete kapalı kalması gibi durumlar, İslam toplumlarının maruz kaldığı sistematik baskı ve ayrımcılığın boyutlarını açıkça sergiliyor. Bu tür kısıtlamalar, inanç özgürlüğünün temel bir insan hakkı olduğunu unutmamamız gerektiğini güçlü bir şekilde vurguluyor.
Mescid-i Aksa’nın Kutsiyeti ve İbadet Hakkı
Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurmak, milyonlarca Müslümanın inancına yönelik kabul edilemez bir saldırıdır. Bu kutsal mekan, savaş şartlarında dahi ibadete kapanmaması gereken bir mabettir. Tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış, huzurun ve ibadetin simgesi olmuş bu mekanın, günümüz dünyasında erişime kapatılması, hem hukuki hem de insani açıdan büyük bir sorun teşkil ediyor. Siyonist rejimin uygulamaya koyduğu zulüm ve barbarlık, Müslümanların Mescid-i Aksa’da ibadet etme hakkını asla ortadan kaldıramaz. Bu durum, sadece bölgesel bir sorun olmakla kalmayıp, evrensel inanç özgürlüğü ve insan hakları ilkelerine vurulmuş bir darbe niteliğindedir.
Küresel Sessizliğin Vahim Sonuçları
Uluslararası toplumun ve küresel sistemin bu açık haksızlık karşısındaki suskunluğu, yaşananlar kadar düşündürücü ve kaygı verici. Evrensel değerlerin savunucusu olması beklenen kurum ve ülkelerin, bu tür insan hakları ihlallerine karşı sessiz kalması, mevcut gerilimi daha da tırmandırıyor ve adalete olan inancı zedeliyor. 15 Mart Uluslararası İslamofobi ile Mücadele Günü vesilesiyle, Müslümanları hedef alan her türlü ön yargının, ayrımcılığın ve düşmanlığın sona erdiği, farklılıkların bir zenginlik olarak görüldüğü, daha adil ve barışçıl bir dünya arayışımızı bir kez daha güçlü biçimde dile getiriyoruz. Kentlerimizin ve dünyanın huzuru için bu çağrının yankı bulması büyük önem taşıyor. Ortak bir gelecek inşa etmek, ancak hoşgörü ve karşılıklı saygı temelinde mümkün olacaktır.






