Adliye Koridorlarında Sessiz Çığlık
İstanbul Anadolu Adliyesi’nde görülen bir dava, trafik kazalarının ardındaki ihmaller zincirini bir kez daha gündeme taşıdı. Işıl Öykü Dinç’in hayatını kaybettiği o feci kaza sonrası açılan davada, sanık Ömer Faruk Ballı hakim karşısındaydı. ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla 6 yıla kadar hapsi istenen sanığın tutuksuz yargılanması, mağdur ailenin acısını katlarken, mahkeme salonunda tansiyon oldukça yüksekti. Ancak bu duruşmayı diğerlerinden ayıran, sadece bir ailenin feryadı değil, adalet arayışındaki annelerin kurduğu o hüzünlü ittifaktı.
Kritik Tanık: O Gece Işıklar Yanıyor Muydu?
Duruşmanın en can alıcı noktası, tanık koltuğuna oturan polis memuru Oğuzhan Kurt’un ifadeleri oldu. Olay yerine ulaştıklarında MOBESE birimiyle irtibata geçtiklerini belirten Kurt, ‘Olay yerinde ışıklardan bir tanesinin çalıştığı belirtildi’ sözleriyle yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Bir trafik kazasında kusur oranını belirleyen en temel unsur olan sinyalizasyon sistemi, şimdi bu davanın kilidini açacak anahtar haline geldi. Eğer ışıkların sadece bir kısmı çalışıyorsa, bu durum hem sürücü hem de yaya için bir tuzak mıydı? Bu sorunun cevabı, davanın seyrini tamamen değiştirebilir.
Adalet Bekleyen Annelerin Dayanışması
Duruşma salonunda sadece Dinç ailesi yoktu. Kadıköy’de bir bit pazarında bıçaklı saldırıya uğrayarak hayatını kaybeden Mattia Ahmet Minguzzi’nin annesi Yasemin Akıncılar Minguzzi de oradaydı. Evladını kaybeden bir annenin, bir başka acılı anneye destek olması, adalet sistemine duyulan güvenin ve sivil dayanışmanın en somut örneği olarak kayıtlara geçti. İki farklı olay, iki farklı ölüm ama aynı adalet arayışı… Bu tablo, sokakların güvenliği ve yargı süreçlerinin hızı konusundaki toplumsal endişeyi de bir kez daha kanıtlıyor.
ATK Raporu Her Şeyi Değiştirebilir
Mahkeme heyeti, tarafların kusur durumlarının netleşmesi için dosyayı Adli Tıp Kurumu (ATK) Trafik İhtisas Dairesi’ne gönderdi. Gelecek rapor, sanık Ömer Faruk Ballı’nın kaderini belirleyecek. Taksirle ölüme sebebiyet verme suçlarında, sürücünün hızı, görüş mesafesi ve yol şartları kadar, trafik ışıklarının durumu da cezai yaptırımı doğrudan etkiliyor. Hukukçular, tek bir ışığın çalışıyor olmasının, hem idare hem de sürücü açısından farklı sorumluluklar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Dava, 11 Eylül 2026 tarihine ertelenirken, kamuoyu şimdi ATK’dan gelecek o teknik raporun satır aralarına kilitlenmiş durumda.
Trafik Kazaları ve Caydırıcılık Tartışması
Türkiye’de ‘taksirle ölüm’ dosyaları genellikle uzun yıllar sürüyor ve alınan cezaların infaz rejimindeki karşılığı mağdur aileleri tatmin etmekten uzak kalabiliyor. 2 yıldan 6 yıla kadar hapis istemiyle açılan bu davanın, trafik güvenliği konusunda bir emsal teşkil edip etmeyeceği merak konusu. Işıl Öykü Dinç davası, sadece bir trafik kazası dosyası değil; aynı zamanda şehir planlamasındaki eksikliklerin, sinyalizasyon hatalarının ve insan hayatının ucuzluğuna karşı yürütülen bir hukuk mücadelesi olarak görülüyor. Adalet mekanizmasının bu tip vakalarda vereceği kararlar, benzer acıların yaşanmaması adına en büyük caydırıcı güç olmaya devam ediyor.






