İnegöl’ün Kalbinde Ahşabın Vahşi Dirilişi
Türkiye’nin mobilya başkenti İnegöl, alışılmışın dışında bir sanat vakasına ev sahipliği yapıyor. Talaş tozlarının havada uçuştuğu, makinelerin durmaksızın çalıştığı sanayi bölgesinde, bir kütüğün içinden adeta canlı bir yırtıcı doğdu. 10 yıldır mobilya sektörünün mutfağında pişen Abdülcelil Yediel, sıradan bir ağaç gövdesini, görenlerin tüylerini ürperten iki metrelik bir devasa timsah figürüne dönüştürdü. Bu sadece bir masa değil; doğanın ham gücü ile insan işçiliğinin amansız çarpışmasının bir sonucu.
Pandemi İzoleliğinde Başlayan Sanat Savaşı
Her şey dünyanın durduğu o karanlık pandemi günlerinde başladı. Sosyal izolasyonun insan zihnini yaratıcılığın sınırlarına ittiği o dönemde Yediel, ahşabın soğuk dokusuna farklı bir can verme kararı aldı. Bir metre eninde ve iki metre uzunluğundaki devasa kütüğün başına geçtiğinde, elindeki tek şey sadece keskin bıçaklar ve yılların verdiği tecrübe değildi; aynı zamanda içindeki doğa tutkusuydu. Kaşık, tabak ve bardak gibi mutfak eşyalarıyla başlayan bu oymacılık serüveni, sabrın ve disiplinin birleşmesiyle bir timsahın pullarında vücut buldu.
Bir Sanatçının Gözünden Ahşabın Ruhu
Yediel, İnegöl’de yaşamanın kaçınılmaz olarak insanı ağaçla bütünleştirdiğini vurguluyor. Ancak onun yaptığı, seri üretim mobilyaların çok ötesinde bir ‘ruh operasyonu’. Sanatçı, atölyesinde sessizce yükselen bu eseri hakkında konuşurken, ahşaba olan tutkusunun nasıl bir saplantıya dönüştüğünü gizlemiyor. 2 metrelik dev kütük üzerindeki her bir oyuk, timsahın sırtındaki her bir deri kıvrımı, milimetrik hesaplamalar ve günlerce süren fiziksel eforun bir kanıtı olarak karşımızda duruyor. Bu eser, modern dünyada kaybolmaya yüz tutan el işçiliğinin, teknolojiye karşı verdiği sessiz ama görkemli bir meydan okuma niteliğinde.
İnegöl’ün Nitelikli Ustaları Dünya Sahnesinde
İnegöl Mobilyacılar ve Marangozlar Esnaf Odası Başkanı Yasin Altuntepe, bu tarz çalışmaların bölgenin sadece bir üretim merkezi değil, aynı zamanda bir sanat havzası olduğunu kanıtladığını belirtiyor. Altuntepe’ye göre, kütük üzerine işlenen bu timsah figürü, İnegöl’ün endüstriyel gücünün arkasındaki asıl yeteneği, yani ‘insan elinin mucizesini’ temsil ediyor. Türkiye’nin mobilya ihracatında lokomotif görevi gören İnegöl, bu tür nitelikli ve özgün eserlerle küresel pazarda sadece fiyatla değil, tasarım ve sanatla da rekabet edebileceğini bir kez daha gösteriyor.
Ekolojik Sanat: Doğadan Geleni Doğaya Benzetmek
Bilimsel açıdan bakıldığında, ahşap oymacılığı sadece görsel bir estetik sunmaz; aynı zamanda malzemenin ömrünü ve hikayesini koruma biçimidir. Abdülcelil Yediel’in kullandığı kütük, aslında doğanın bir parçasıyken yok olmaya mahkum bir parçaydı. Sanatçı, biyolojik dokuyu bozmadan, ağacın liflerine saygı duyarak onu yaşayan bir forma dönüştürdü. Bu, sürdürülebilir sanatın ve doğayla barışık üretimin en çarpıcı örneklerinden biri olarak literatüre geçebilir. Atölyede sergilenen bu vahşi figür, mobilya dünyasının sadece işlevsel değil, aynı zamanda bir hikaye anlatıcısı olması gerektiğini tüm çıplaklığıyla kanıtlıyor.






