MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9790 ▲ %0,02
EURO 53,5385 ▲ %0,29
ALTIN 6.613,94 ▲ %0,91

İmamoğlu’na Mahkeme Koridorunda Şok! Savunmasına Yeni Dava

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, hakkında açılan sayısız davadan bir yenisiyle, bu kez Silivri’deki İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yüzleşti. Ancak bu duruşma, sadece devam eden “bilirkişiyi etkileme” suçlamasıyla sınırlı kalmadı. Zira İmamoğlu’nun bizzat kendi savunmasını yaptığı sırada, adeta bir film sahnesini aratmayacak hızda yeni bir soruşturmanın kapısı aralandı. Halihazırda başka bir suçtan tutuklu bulunan İmamoğlu, yargı maratonunun bitmek bilmeyen perdesi önünde, kendini ‘yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs’ ve ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ iddialarıyla savunurken, salondan çıkar çıkmaz avukatıyla yaptığı beş dakikalık bir görüşmenin ardından ‘savcılara hakaret’ suçlamasıyla yeni bir soruşturmaya muhatap oldu. Bu durum, yargının işleyişi ve siyasi süreçler üzerindeki gölgesinin ne denli derinleştiğini gözler önüne serdi.

Yargı Mesaisi ve Bitmeyen Kumpas İddiaları

27 Ocak 2025’te gerçekleştirdiği basın toplantısında, bazı soruşturmalarda görevli bilirkişi S.B.’yi hedef gösterdiği gerekçesiyle İmamoğlu hakkında 2 ila 4 yıl hapis istemiyle açılan dava, muhalif siyasetçiler üzerindeki hukuki baskının sembolik bir örneği haline gelmişti. İmamoğlu’nun duruşmadaki beyanları, bu ‘yargı mesaisinin’ sıradanlaşmış bir parçası olduğunu acı bir ironiyle ortaya koydu. “Sayısını ve konularını sıralamakta zorlandığım, hukuksuzca açılan davalardan birisindeyim,” sözleri, tek bir siyasi figürün maruz kaldığı hukuki süreçlerin yoğunluğunu ve karmaşıklığını özetler nitelikteydi. Dahası, aynı bina içinde, farklı bir salonda başka bir “kumpas davasının” sürdüğünü belirtmesi, adalet sisteminin nasıl bir ‘üretim hattına’ dönüştüğüne dair çarpıcı bir tablo çizdi. Bu durum, sadece kişisel bir mağduriyet olmaktan öte, geniş bir siyasi kesimin hissiyatına tercüman oluyor.

Bilirkişi Kimdir, Ne İş Yapar?

Hukuk sisteminde bilirkişiler, teknik veya özel bilgi gerektiren konularda mahkemelere yardımcı olmak üzere rapor hazırlayan bağımsız uzmanlardır. Onların tarafsızlığı ve uzmanlığı, adil yargılamanın temel taşlarındandır. İmamoğlu’nun savunmasında, ilgili bilirkişi S.B.’nin raporlarını çoktan tamamlayıp mahkemeye sunduğunu ve kendisinin sadece bu raporların içeriği ile sonuçlarını kamuoyuna açıkladığını belirtmesi, eleştirinin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığına dair güçlü bir argüman sundu. Ancak asıl kritik nokta, İmamoğlu’nun aynı ismin dört ayrı dosyada karşısına çıkmasını sorgulamasıydı. “Binlerce bilirkişi var, çok enteresan aralarından aynı isim 4 ayrı dosyaya giriyor,” sözleri, bilirkişilik kurumunun bağımsızlığı ve objektifliği üzerindeki şüphe bulutlarını yoğunlaştırdı. Bu durum, ‘sistemin açıkları’ eleştirisinin kalbine iniyor; zira aynı ismin defalarca “rastlantısal” bir şekilde kritik dosyalarda yer alması, akla başka sorular getiriyor.

Yargı Salonda ‘Naklen Yayın’ Mı Yapıyor?

Duruşmanın en çarpıcı anlarından biri, İmamoğlu’nun avukatıyla salondan çıkarken yaptığı kısa konuşmanın ardından, “Salondaki güvenliğimiz açısından bir soru sormak istiyorum… Hakkımda hakaret soruşturması açıldığını duydum. Naklen mi izleniyoruz? Böyle bir şey mümkün mü?” sorusu oldu. Bu soru, sadece İmamoğlu’nun kişisel şaşkınlığını değil, yargı süreçlerindeki şeffaflık ve bağımsızlık ilkesinin ne denli yara aldığını gösteren bir çığlıktı. Bir yargılama devam ederken, daha savunmanın mürekkebi kurumadan yeni bir soruşturmanın başlatılması, hele ki bu kadar hızlı bir bilgi akışıyla gerçekleşmesi, “yargısal gözetim” veya “siyasi reaksiyon” şüphelerini kuvvetlendirdi. Mahkeme heyeti duruşmayı mütalaa için 13 Temmuz’a ertelerken, bu yeni soruşturma haberi, adalet arayışındaki herkes için derin bir endişe kaynağı oldu.

Savunma Dilekçesine ‘Hakaret’ Soruşturması: Sistemin İronisi

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, İmamoğlu’nun duruşmada yaptığı savunmasında, ‘İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü’ soruşturmasında görevli yargı mensuplarına yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle resen ‘kamu görevlisine görevi nedeniyle hakaret ve tehdit’ suçlarından soruşturma başlatması, hukukun temel prensiplerine meydan okuyan bir ironi barındırıyor. Bir sanığın, kendini savunma hakkını kullanırken, bu savunması yüzünden yeni bir soruşturmaya muhatap olması, yargının siyasallaşması tartışmalarını alevlendirdi. Bu durum, ifade özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının ne denli dar bir alana sıkıştırıldığını gösteriyor. Sistem, bir yandan “adil yargılama” vaat ederken, diğer yandan bu yargılamanın en doğal parçası olan savunma hakkını dahi yeni bir suçlama zemini haline getirebiliyor. Bu, hukukun sadece bir araç olarak kullanıldığına dair ciddi endişeleri besliyor ve okuyucuyu ‘vay canına’ dedirten bir sistem eleştirisinin somut örneği oluyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir