MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9864 ▲ %0,02
EURO 53,5198 ▲ %0,25
ALTIN 6.609,04 ▲ %0,84

İmamoğlu Davasında HTS Krizi: Savunmadan Sert Çıkış

Verilerin Dili ve Coğrafi Tesadüfler

Silivri’deki Marmara Açık Cezaevi Yerleşkesi’nde görülen İBB davasının 20. duruşması, veri gazeteciliği perspektifiyle bakıldığında tam bir ‘istatistiksel manipülasyon’ dersine dönüştü. Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan’ın savunması, iddianamenin en zayıf halkası olan HTS kayıtlarına odaklandı. Özkan, savcılığın ‘300 kez baz istasyonu eşleşmesi’ diyerek sunduğu verinin, aslında İstanbul’un en yoğun iş merkezlerinden biri olan Levent-Sarıyer hattındaki coğrafi zorunluluktan kaynaklandığını rakamlarla ortaya koydu. İşte tam bu noktada kaybediyoruz; çünkü dijital veriler, bağlamından koparıldığında sıradan bir iş gününü ‘suç organizasyonu’ gibi gösterebiliyor.

9 Yıllık Yatırım Nasıl Suç Sayıldı?

Savunmanın en dikkat çekici kısımlarından biri de ‘Eylem 4’ olarak adlandırılan ticari faaliyetlerdi. Özkan, 9 yıl önce gerçekleşen bir gayrimenkul yatırımının bugün ‘rüşvet’ suçlamasına dayanak yapılmasını sert bir dille eleştirdi. 40 yıllık aile dostu ve ortağı olan Ayşe Hitchins üzerinden yürütülen iddiaların, ticari hayatın doğal akışına aykırı olduğunu belirten Özkan, mülk sahiplerinin değil de sadece ortağının gözaltına alınmasını ‘seçici adalet’ olarak tanımladı. 2005 yılından bu yana devam eden ticari ilişkilerin, sanki dün başlamış bir gizli ittifak gibi sunulması, iddianamenin geçmişe dönük verileri analiz etme biçimindeki metodolojik hataları da gün yüzüne çıkarıyor.

Dijital Casusluk İddiaları ve Teknik İmkansızlık

‘İstanbul Senin’ uygulaması üzerinden veri sızdırıldığına dair iddialar, davanın en teknik ama bir o kadar da temelsiz görünen kısmını oluşturuyor. Özkan, 67 yaşında bir iletişim uzmanı olarak yazılım kodlarından veya güvenlik protokollerinden anlamasının teknik olarak imkansız olduğunu vurguladı. ‘Z kuşağı değilim’ diyerek savunmasını güçlendiren Özkan, 2021 yılında hayata geçen bir aplikasyonun, 2019 seçimleri için nasıl veri topladığının mantıklı bir açıklamasının olmadığını söyledi. Veri biliminin temel kuralıdır: Olmayan veriden sonuç çıkaramazsınız. İddianamede bahsedilen ‘seçmen profili çıkarma’ ve ‘casusluk’ suçlamalarının, teknik bir bilirkişi raporuna dayanmadan bu kadar ileri götürülmesi, davanın rasyonel zeminden koptuğunun en büyük kanıtı.

Siyasi Finansman ve Courtroom Draması

Duruşma salonundaki atmosfer, davanın sadece hukuki değil, son derece siyasi bir satranç oyunu olduğunu da gösterdi. Ekrem İmamoğlu’nun, Özkan’a yönelik ‘İmamoğlu İnşaat’tan daire aldınız mı?’ sorusu ve aldığı ‘Hayır’ yanıtı üzerine ‘İyi ki almamışsınız’ demesi salonda gülüşmelere yol açtı. Ancak bu mizahi anların ardında ciddi bir iddia yatıyor: Cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturma suçlaması. Cumhuriyet tarihinin en büyük iftiralarından biri olarak nitelendirilen casusluk iddiaları, 2019 seçim sonuçlarının hukuki bir rövanşı gibi kurgulanmış görünüyor. Mahkeme heyetinin, tutuklu Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in dosyasını birleştirme kararı ise davanın kapsamının daha da genişleyeceğinin sinyallerini veriyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir