MENÜ
04 Haziran 2026 Perşembe
DOLAR 45,9873 ▲ %0,02
EURO 53,5303 ▲ %0,27
ALTIN 6.599,81 ▲ %0,70

İki Kadın Cinayeti: ‘Kedi Tırmığı’ Ardındaki Gerçek Ne?

Bir Adamın Gölgesi: İki Cinayet İddiası

Türkiye, vicdanları sızlatan bir çifte cinayet bilmecesiyle sarsılıyor. Cemil Koç adında bir adam, bir yanda tasarlayarak öldürme suçlamasıyla tutuklu, diğer yanda ise Diyarbakır’da sekizinci kattan düşerek hayatını kaybeden genç bir kadının ölümünde şüpheli konumda. Bu kan donduran tablo, adaletin nasıl bir girdaba sürüklendiğini, sıradan bir olayın ardında nasıl korkunç bir gerçeğin saklanabileceğini gözler önüne seriyor. İki ayrı dava, tek bir karanlık figürün etrafında düğümlenirken, her geçen gün yeni detaylar olayın ve zanlının gerçek yüzünü ortaya çıkarıyor.

Diyarbakır’daki Sır Perdesi: Sekizinci Katın Esrarı

24 Temmuz 2023’te Diyarbakır’da meydana gelen olayda, Türkmenistan uyruklu Ejegül Ovezova (29), birlikte yaşadığı Cemil Koç’un dairesinin sekizinci katından düşerek can verdi. İlk bakışta trajik bir kaza gibi görünen bu ölüm, soruşturma derinleştikçe bambaşka bir senaryoyu işaret etti. Olay yeri inceleme ekipleri ve kriminal raporlar, daire içinde çok sayıda kan lekesi tespit etti; bu lekelerin tamamının maktule ait olduğu kesinleşti. Ancak asıl şok edici detay, zanlı Cemil Koç’un vücudundaki çiziklere dair verdiği ‘kedi tırmığı’ savunmasıydı. Bu ifade, davanın seyrini değiştiren bilirkişi raporuyla acımasızca çürütüldü.

Bilirkişi Raporu Açık Konuştu: ‘Olağan Akışa Ters’

Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin talebi üzerine hazırlanan bilirkişi raporu, bilimsel verilerle gerçeğin peşine düştü. Rapor, sanığın ‘kedi tırmığı’ açıklamasının ‘hayatın olağan akışına uygun olmadığını’ net bir dille ifade etti. Bu basit bir ifade değil; adli süreçte bir beyanın inandırıcılığını tamamen ortadan kaldıran, zanlıyı köşeye sıkıştıran kritik bir tespit. Adli Tıp Kurumu verileri ise Ejegül’ün ölümünün genel beden travmasına bağlı kafa ve yüz kırıkları ile iç kanamadan kaynaklandığını belirtti. Daha da ürkütücüsü, yüz bölgesindeki kırıkların düşme öncesinde maruz kaldığı bir darp sonucu oluşmuş olabileceği değerlendirildi. Tüm bu bulgular, Cemil Koç’un ifadelerinin gerçeklikten uzak olduğunu, bir cinayet senaryosunun kaza süsü verilmeye çalışıldığını haykırıyor.

İstanbul’daki Diğer Cinayet: Bir Polis Destek Ağı Mı?

Cemil Koç’un hikayesi sadece Ejegül Ovezova cinayetiyle sınırlı değil. Zanlı, aynı zamanda Ayşe Tokyaz cinayeti davasının da şüphelisi. İstanbul Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen bu dava, olayın çetrefilliğini daha da artırdı. Koç’un Ayşe Tokyaz davası nedeniyle İstanbul’da olması, Diyarbakır’daki duruşmanın ertelenmesine neden oldu. Ancak daha vahimi, bu davada iki polis memuru, N.Ç. ve Z.B.’nin de yargılanması. Esra Tokyaz’ın ifadesini Cemil Koç ile paylaştığı iddia edilen bu memurlar, adalet sistemine olan güveni derinden sarsan bir tablo çiziyor. Memurlardan N.Ç.’nin, ‘Cemal Arslan isimli şahsın, yardım etmek için Cemil’in yanındaymış, benim bundan haberim yoktu. Eğer Cemal’in varlığından haberdar olsaydım, Cemil’e yardım etmek için bu kadar çırpınmazdım’ şeklindeki savunması, zanlıya bir nevi “destek ağı” kurulmuş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, bir zanlının nasıl bu denli pervasızca hareket edebildiğine dair şüpheleri artırıyor ve kamuoyunun adalete olan inancını zedeliyor.

Adaletin Geciken Çığlığı ve Toplumsal Yansımaları

Kadın cinayetleri, Türkiye’nin kanayan yarası. Ejegül Ovezova ve Ayşe Tokyaz vakaları gibi olaylar, her geçen gün artan şiddetin ve çoğu zaman cezasız kalan suçların acı birer yüzü. Bu tür davalarda, delillerin karartılmasına yönelik her girişim, zanlıların ‘kedi tırmığı’ gibi absürt savunmaları ve hatta güvenlik güçleri içerisinden gelebilecek olası yardımlar, toplumda büyük bir infial yaratıyor. Adaletin tecellisi geciktikçe, mağdur yakınlarının acısı katlanırken, kadınlara yönelik şiddet de ne yazık ki pervasızca devam ediyor. Bu davanın her aşaması, yargının bağımsızlığı, soruşturmaların şeffaflığı ve kamu görevlilerinin sorumluluğu konusunda önemli sınavlar barındırıyor. Gözler, hem Diyarbakır’daki hem de İstanbul’daki mahkemelerde alınacak kararlara çevrilmiş durumda. Adalet, bu ‘kedi tırmığı’ yalanının ardındaki tüm karanlık sırları gün yüzüne çıkarmalıdır. Gelecek duruşmalar, 30 Haziran ve 2 Temmuz’da görülecek olup, bu karmaşık davanın akıbeti merakla bekleniyor.

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir