İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik ‘yolsuzluk’ iddialarıyla açılan ve kamuoyunun yakından takip ettiği davada, 17. duruşma günü gergin anlara sahne oldu. Aralarında görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 414 sanığın yargılandığı dava, Silivri’deki Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nda devam etti. Duruşmaya, tutuklu sanıklar ile tutuksuz sanıklar ve avukatları katıldı.
Davanın önceki günkü duruşmasında Ekrem İmamoğlu’nun, iddia makamı için sarf ettiği ‘Dosyada tek suç örgütü var o da iddia makamıdır’ şeklindeki beyanı büyük yankı uyandırmıştı. Bu sözlerin ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İmamoğlu hakkında ‘Kamu Görevlisine Görevi Nedeniyle Hakaret’ suçundan yeni bir soruşturma başlatıldı.
Bugünkü duruşmanın başlamasıyla birlikte Cumhuriyet Savcısı, Ekrem İmamoğlu’na doğrudan hitap ederek sert bir uyarıda bulundu. Savcı, ‘Dün iddia makamını hedef alan söylemleriniz oldu. İddia makamı olarak bu tarz söylemleri kabul etmiyoruz. İddia makamı hakkında beyanlarınıza dikkat edin. Yargılamaya gölge düşüren, savcılık makamını baskı altına almaya çalışan beyanlardan vazgeçin. Bu doğru bir yaklaşım değil. Haddinizi aşmayın. Haddini aşarsanız haddinizi bildiririz’ ifadelerini kullandı. Savcının bu sert çıkışına İmamoğlu’nun avukatları tepki gösterdi.
Mahkeme salonunda seslerin yükselmesi üzerine Mahkeme Başkanı, savcıyı kişisel münakaşaya girmemesi konusunda uyardı. Duruşmanın ilerleyen anlarında İBB’de yazılım koordinatörü olarak görev yapan tutuklu sanık Emrah Yüksel’in çapraz sorgusu sırasında söz alan İmamoğlu, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
İmamoğlu, sanık Yüksel’e iddianamede örgüt yöneticisi olarak yer alan Hüseyin Gün’ü tanıyıp tanımadığını sordu. Yüksel’in ‘Hayır’ cevabını vermesi üzerine İmamoğlu, ‘Bu nasıl bir örgüt ki örgüt üyesi yöneticiyi tanımıyor. İddia makamını eleştiren olarak değil, yargılayan makamı olarak olması nedeniyle kınıyorum. Bu siyasi bir davadır. Çökmüştür. Ana şemada örgüt üyesi örgüt liderini tanımıyorsa dava baştan çökmüştür. Çöken bir makam daha vardır, o da iddia makamıdır’ diyerek iddia makamını bir kez daha hedef aldı.
Kamuoyunun Gözü Davanın Üzerinde: Vatandaşa Etkileri
Kamuoyunda ‘İBB Yolsuzluk Davası’ olarak bilinen bu yargılama, İstanbul’un yönetiminde kilit rol oynayan bir belediyenin ve en üst düzey yöneticisinin hedef alınmasıyla büyük önem taşıyor. İddianamede, usulsüz ihale süreçleri ve kamuyu zarara uğratan eylemlerle ‘örgütlü yolsuzluk’ yapıldığı öne sürülüyor. Ancak savunma makamı ve İmamoğlu, davanın siyasi motivasyonlarla açıldığını ve mesnetsiz iddialara dayandığını belirtiyor.
Bu yüksek profilli davanın seyri, sadece yargı çevrelerini değil, İstanbul’da yaşayan milyonlarca vatandaşı da yakından ilgilendiriyor. Bir yandan belediye hizmetlerinin aksamadan sürdürülmesi beklenirken, diğer yandan davanın sonuçları, yerel yönetimlere olan güveni ve siyasi iklimi derinden etkileme potansiyeli taşıyor. Vatandaşlar, belediye kaynaklarının doğru kullanılıp kullanılmadığı, yolsuzluk iddialarının gerçekliği ve adil bir yargılama süreci yürütülüp yürütülmediği konusunda büyük bir merak ve endişe içinde.
Davanın her duruşması, siyasetin de gündemine oturuyor. Özellikle İmamoğlu’nun ‘siyasi dava’ vurgusu ve iddia makamına yönelik sert eleştirileri, yargı-siyaset ilişkileri üzerine tartışmaları alevlendiriyor. Uzmanlar, bu davanın sadece sanıkların kaderini değil, Türkiye’deki hukuk devleti algısını ve gelecek seçimler öncesi siyasi dengeleri de etkileyebileceğini belirtiyor. Duruşmadaki gergin anlar ise, davanın sadece hukuki değil, aynı zamanda çok boyutlu bir mücadeleye dönüştüğünün sinyallerini veriyor.
Davanın 17. gününde yaşanan bu gelişmeler, yargılama sürecinin ne denli çetin geçeceğinin de bir göstergesi oldu. Önümüzdeki duruşmalarda yeni tanık ifadeleri ve çapraz sorguların tansiyonu daha da artırması bekleniyor.






